Hayat bir mücadeledir.
İnsanlar hayatları boyunca bu mücadelelerde başarıyı yakalamaya çalışır.
Ama her zaman başarı istenilen seviyede olmayabilir.
Hatta bazen başarısızlıklar ortaya çıkar.
Hayatın, başarı ve zaferlerin yanında yenilgilerle dolu olduğunu öğrenmemiz ve öğretmemiz lazımdır.
Özellikle çocuklarımızdan devamlı başarılar beklemeyelim.
Sonra ilk başarısızlıklarında onları büyük çöküntü içerisinde görebiliriz.
Her oyunda bir kazananın olduğu gibi kaybedenin olacağını da bilmemiz gerekiyor.
Yenilmeyi ve kaybetmeyi ayıp, aşağılanma, eksiklik ve kabahat olarak görenleri ve kaybetmesini bilmeyenlerin nasıl çirkinleştiklerini hep görürüz.
Okullarımızda sınıflar arası maçlarda bile olaylar olmaktadır.
Okullar arası maçlardaki olaylar TV ekranlarına ve gazete sayfalarına yansımaktadır.
Fanatizm günden güne büyümekte ve insanlar öldürülmektedir. İstediğimiz işe giremememizden, sevdiğimiz kızla evlenemememize, üniversite imtihanını kazanamamamızdan, sağlığımızın bozulmasına kadar, hayatta karşılaşacağımız birçok yenilgi örneği sayabiliriz.
Böyle bir durumda neler yapılmalıdır?
Anne-babalar, eğitimciler, antrenörler, yöneticiler olarak görevlerimizi bilerek yapmalıyız.
Her şeyden önce çocuklara oyunun kurallarına uymak ve dürüstlük öğretilmelidir.
Her oyuna başlamadan %50 kazanma, %50 kaybetme ihtimali unutulmamalıdır.
Başarıya ulaşmak için yenilgileri kabul etmek ve onlardan ders almak lazımdır.
Mademki hayat, başarıların yanında yenilgilerle de doludur, o halde ümidimizi kaybetmemek ve insanlara karşı kin duymamak; dolayısıyla negatif davranışlarda bulunup hem çevremize hem de kendimize zarar vermemek için "Yenilme Sanatı"nı öğrenmemiz lazımdır.
Yenilmeyi kabul etmek demek, her şeyi bırakmak, hayata küsmek ve galip gelene kin beslemek değildir.
Yenilgiyi kabullenmek, sebeplerini araştırmak, hataları itiraf etmek ve kimseye intikam hissi beslemeden işe yeniden başlamaktır.
Bill Toomey, 1964 yılında 25 yaşındayken olimpiyatların en yorucu oyunu olan dekatlon seçmelerine katılıyor.
İlk üç rakibi olimpiyatlara katılmaya hak kazanırken o, dördüncü oluyordu.
Ertesi gün onu sahanın etrafında koşarken görenler:
“Mr.Toomey, neden çalışıyorsunuz, kaybettiniz!” diyorlar.
O şöyle cevap veriyordu:
“1968 olimpiyatları için çalışıyorum.”
Ve 1968 Mexico City olimpiyatlarında altın madalyayı takan kişi Bill Toomey’di.
İnsanlar oyunun kurallarına uymak ve oyunu dürüst oynamak zorunda olduklarını çocukluklarından itibaren öğrenmeli, yiğitliğin kazanmak ya da kaybetmekte değil; dürüst oynamakta, dürüst davranmakta olduğuna inanmalıdırlar.
Böyle inanan kişi "Ben elimden geleni yaptım, rakibim benden üstündü onun için yenildim, gelecek sefere daha iyi çalışıp hatalarımı telafi etmem lazım." der.
Bir şirket yöneticisi diyor ki: “Ben mesleğimi çok hata yapmam sayesinde öğrendim. Hata yapma özgürlüğüm olmasaydı kesinlikle bu kadar yol kat edemezdim. Daha sonra çalışma arkadaşlarımın yaptıkları hataları görünce, bu hataları çok değerli bir fırsat olarak görüp bunları şirketin bütün çalışanlarıyla paylaşmalarını istemeye başladım. Hata yapmanın değil hatayı gizlemenin ‘ayıp’ olduğu bir anlayış bütünlüğüne geldik.”
Tarihteki büyük insanların hayatları incelendiğinde de görülecektir ki çoğu büyük yenilgilerin ardından yılmadıkları ve özgüvenlerini/inançlarını kaybetmediklerinden başarıya ulaşmışlardır.
Okul basketbol takımından atıldığı için basketbolu bırakan Michael Jordan "Defalarca yenildim, bu yüzden başardım." diyor.
Ancak hata yaptıktan, yenildikten sonra dünyanın en iyi basketbolcularından birisi olmuştur.
Edison ilk 999 başarısız denemenin ya da başka bir deyişle "hatanın veya ders çıkarılan yenilginin" ardından dünyayı aydınlatan buluşunu yapmıştı.
İstanbul II.Mehmet için bir rüya idi.
Atalarını durduran İstanbul surlarını yıkmak için aylarca bekledi.
Aylarca süren ve başarısızlıkla sonuçlanan taarruzlara rağmen yılmadı,
başka çözüm yolları aradı ve “Fatih” oldu.
IBM'in kurucusu Tom Watson, IBM'i kurduğu ilk yıllarda, "başarılı çalışmalara imza atmak için yapılan hata oranını ikiye katlamak gerektiğini" söylemişti.
Watson'un kendisine bağlı bir yöneticisinin, 10 milyon dolara mal olan bir hatası karşısında "Hata yapan yöneticimi işten atacak kadar zengin değilim. Her hata bir tecrübedir. Biz de bu kez 10 milyon dolarlık bir ders aldık" demesi kurumsal dünyada kulaktan kulağa yayılmış bir efsanedir.
3M firmasında Post-it'ler (yapışkan kâğıt) bir hata sonucu bulunmuştur.
Çok güçlü bir yapışkan icat edilmek istenirken tam aksine en zayıf yapıştırıcı icat edilmiştir.
3M şirketi, eğer Ar-Ge ekibini hatasından dolayı cezalandırsaydı bugün 3M firmasını dünyanın en büyük şirketlerinden biri yapan Post-it hayatımızda olmayacaktı.
Teflon gibi daha birçok ürün hatalardan doğmuş başarı öyküleridir.
Ünlü Fransız hükümdarı Napolyon, “Bütün başarılarımı gençliğimde çektiğim açlık ve çilelere borçluyum.” diyerek yenilgilere nasıl pes etmediğini anlatıyordu.
Poşetsiz elektrikli süpürgeyi icat eden James Dyson da, bu buluşundan önce 5 bin 127 adet deneme yaptı ve her denemesinden bir şeyler öğrenerek elektrik süpürgesi sektöründe rekabetin yönünü değiştirdi.
Walt Disney, bir gazetenin yazı işleri müdürü tarafından; “İşe yarar fikirleri olmadığı” gerekçesi ile kovulmuştu.
Walt Disney, film ve eğlence endüstrisinde devrimler yapmıştır.
Churchill, ortaokulda sınıfta kalmıştı.
Daha sonra İngiltere’nin en sevilen başkanlarından biri oldu.
Barış Manço müzik dersinden ikmale kalmıştı.
Günümüzde ölümünün ardından bile tüm çocukların Barış abisi ve şarkıları hala dillerde ve yüreklerde.
Einstein, dört yaşına kadar konuşamamıştı.
Matematik dersinden çok başarısız olduğu için ilkokuldan atılmıştı.
Oysa o, yüzyılımızın en büyük bilgini olarak tarihe geçmiştir.
Sadece başarıya odaklanmış sporcu, taraftar başarısızlık karşısında ne yapabileceğini bilememektedir.
Onun için tek seçenek “Vur! Kır! Öldür! Bu maçı kazan!”
Başımızı iki elimizin arasına aldığımızda “Keşke bu maçı kaybetseydik de…” diye sonuçlar çıkarmamak için yenilmeyi bilen ve bundan sonuçlar çıkarabilen nesiller yetiştirmeliyiz.
Kaybetmeyi sorgulamak gereklidir.
“Nerede hata yaptım, bu hataları ne yaparsam bir daha tekrarlamam, aslında ne yapmalıydım, bir sonraki seferde nasıl başarabilirim?” sorularını sadece kaybetmeyi bilen insanlar kendilerine sorabilirler.
Kaybetmek işte bu açıdan bir anlamda kazançtır.
Kazanmak için yapılan bir yatırımdır.
Her kayıp üzücüdür.
Ama her kayıp aslında ondan gerekli dersi zamanında alabildiğimizde bir kazançtır.
Yenilgi, bir umutsuzluk kaynağı değil, taze bir başlangıç olmalıdır.
Wendell PHİLİPS’in dediği gibi, “Yenilgi, eğitimden başka bir şey değildir.” anlayışında olmak gerekir.