İstanbul’u gezmeye bir ömür yetmez herhalde.
Ben de fırsat buldukça, yolumun üstünde bulunan mekânları görmeye, gezmeye ve gördüklerimi de yazı ile anlatmaya çalışıyorum.


Bir gün Çapa istikametinden Sirkeci'ye tramvay ile gelirken bir anda Laleli durağında tramvaydan indim.

İÜ Fen Edebiyat Fakültesi'nin önünden geçerken karşı caddedeki Hasanpaşa Konağı'nı daha güzel görebilmek için Kimyager Dervişpaşa Sokağına çıkan merdivenlere çıktım.

Bu yükseklikten karşıdaki Hasanpaşa Konağı daha da mükemmel görülüyordu.

Soluma dönünce, hemen merdivenin başında bir hamam önüme çıktı.


Üzerinde "II. Bayezid Türk Hamam Kültürü Müzesi" yazıyordu.

Zamanım vardı ve merak da etmiştim.

Bir hamam müzesinde ne olabilir?

İçeri girdim, benden başka bir kişi daha vardı.

Ortasında bir süs havuzu bulunan, güzel tasarlanmış holden, hamam kabinlerine giriliyor.

İlk defa bu kadar büyük bir hamama giriyordum.


II. Bayezid Hamamı, türbesi Trabzon'da bulunan annesi Gülbahar Hatun için Yavuz Sultan Selim tarafından 16.yüzyılda yapılmış.

2016 yılından itibaren müze olarak kullanılmaktadır.


Hamam komple alttan ısıtmalı mermer döşemeli.

Genellikle üçerli sıcak ve soğuk su akan büyük çift musluklar bulunan çok sayıda odalar bulunmaktadır.

Her musluğun altında mermerden oyularak yapılmış içine su biriken kurnalar; kurnaların içindeki suyu dökünmek için de bakır hamam tasları bulunmakta.


Hamamların temel aracı takunyalar, peştamallar ve havlular, sabunluklar, keseler, taraklar...

Hamamın keyfini çıkarmak için kahve, çay, ikramlık takımları...


Bütün bunlar bölümler içerisinde galerilerde sergileniyor.

Yer yer tablolar ile açıklamaları yapılıyor. Yabancı seyyahların Türk hamamları ile ilgili düşünceleri de bu tablolarda yerini almış.

19.yüzyılda Sanayi Devrimi ile temizliğin farkına varan Avrupa, Türk hamamlarını da ihraç etmeye başlar.

Avrupa'da "Sağlık Tapınağı" ismiyle Türk hamamı açıldığını da bu tablolardaki bilgilerden öğreniyoruz.

1985 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültürel Miras Listesi alınmış olan II. Bayezid Hamamı, 1730’daki Patrona Halil İsyanı'nın da hazırlandığı yer olarak rivayet edilmektedir.


Günümüze yakın zamana kadar hayatımızda önemli yer tutan hamamların gelecek nesillere aktarılması için önemli bir görev yapan bu müzeyi, yolu Beyazit Meydanına düşenlerin görmesini dilerim.


Not: Yazıda “Beyazit” ve “Bayezid” kelimesi resmi makamların kullandığı şekilde kullanılmıştır.