On bin yılın üzerinde tarihi olduğunu düşündüğümüz bir uygarlık, kurulup yıkılmış büyük hanlıklar ve imparatorluklar.

Çin Seddi’nden başlayıp, Amerikan kıtasına kadar uzanan bir hakimiyet mücadelesi.

Belki de tarihin kurulan ilk ve gerçek anlamdaki yerleşik devletinin banisi bir millet.

Peki ya şimdi?

Asya steplerinde, Avrupa yeşilliklerinde at sırtında yaşamış bir uygarlıktan geride parçalanmış birbirinden uzaklaşmış devletler, koç başı Anadolu’da sıkışmış kalmış Türkiye Cumhuriyeti.

Binlerce yılın imbiğinden süzülen saf adalet, eşitlik, insana saygı, tabiata inanan bir uygarlığın bakiyesi; hüküm sürülen o koca dünyadan geride kalan sadece Anadolu.

Olanı bitene ve yaşananlara tanıklık ettikçe, büyük bir hüzün ile seyrettikçe her şeyi, bir kez daha anlıyorum.

Coğrafyasına sıkıştırılıp yok edilmeye çalışılan Türklerin, daha yüz yıl önce Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde Türk Milletinin, daha yüz yıl önce yok edilmeye, sığındığı Anadolu’dan bile kovulmaya çalışılırken verdiği mücadele ile nefes alıp eğilmiş başını kaldırdığında, daha yüz yıl önce o devasa geçmişine sarılıp “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” diyerek uyanışını bilen biri olarak şu anda yaşananlara inanamıyorum.

Partiler, siyasetçiler, genel başkanlar, omurgalarındaki kemiklerinin sayısı her gün biraz daha eksilen bir siyaset kurumu.

Bunların yaşandığı ülkemizde, ayın sonunu getiremeyen emekliler, iyi beslenemeyen çocuklar, okula aç giden öğrenciler, adaletin sadece güçlülerin adaleti olduğu, sokakları çeteler ile işgal edilmiş bir memleket.

Buna rağmen, bunları göre göre sadece kendi bencilliğinde siyasetçiler, başkanlar, vekiller, sadece kendi dertlerinde.

Sandalcı kavgaları, yalan, dolan riyave uslanmaz bir üstencilikle halkın üzerine çökmüş ve ahlaksızca bunu yaparken millet adına yaptığı yalanı ile tezgahını yürüten siyaset cambazları.

Bu bizim vekâlet verdiklerimizin bize yaptıkları, konfor alanlarımızdan çıkmamak için sahte bir demokrasi yalanına kendimizi inandırdığımız Türkiye.

Egemenliğimizi teslim ettiğimiz için asillerden çok daha iyi koşullarda yaşayabilen vekiller sistemi.

Bu gidişin sonu şimdimizden çok daha kötü olacak. İşte bu sebep ile hepimiz bilmeliyiz ki “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır”.

Binlerce yılın sonunda Türk milletinin asla unutmaması gereken en sihirli cümle bu. Türk bunu ne zaman unuttu hep devletinden oldu.

Sonuçta sığınabildiğimiz yer Anadolu oldu.

Sonuç: ya “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” ya da bu millet yok olacaktır.

Karar milletin.