Bazı haykırışlar vardır; sesi duyulmaz ama insanın içinde yıllarca yankılanır. Dışarıdan bakıldığında suskun sanırlar seni. Oysa sen, içinde koca bir dünyayı susturmaya çalışırsın.

Bazen bir “iyiyim” kelimesinin arkasına saklanır bütün kırgınlıkların. Bazen gülümsersin, çünkü anlatmaya gücün kalmamıştır. Bazen de susarsın; çünkü konuşsan, yıllardır biriktirdiğin her şeyin taşacağından korkarsın.

İnsanın en büyük haykırışı, çoğu zaman sessizliğidir.

Kimse bilmez geceleri kaç kez kendi kendine konuştuğunu, kaç kez “neden?” diye sorduğunu… Kaç kez bir telefonun çalmasını, bir kapının açılmasını ya da birinin gerçekten “Nasılsın?” diye sormasını beklediğini…

Yalnızlık, etrafında kimsenin olmaması değildir. Asıl yalnızlık, etrafında insanlar varken bile seni gerçekten anlayacak birinin olmamasıdır.

İnsan bazen “Ben de yoruldum, benim de canım yanıyor, beni de anlayın!” diye haykırmak ister. Fakat kelimeler boğazında düğümlenir. Çünkü bazı acılar anlatılmaz. Anlatsan eksik kalır, söylesen yanlış anlaşılır, sussan içinde büyür.

Bazen bir bakışın içinde binlerce cümle vardır ama karşıdaki hiçbir şey anlamaz. Bazen sadece yargılamadan dinleyecek, sorgulamadan yanında duracak bir omuz ararsın. Bulamayınca da kendi omzuna yaslanmayı öğrenirsin.

İnsan bazen bir anda ağlamaz. Yıllarca sustuklarının ardından ağlar.

Bazı gözyaşları bugünün acısı değildir; yılların birikimidir. Yarım kalmış cümleler, tutulmayan sözler, karşılığı görülmeyen emekler, dostlardan kalan hayal kırıklıkları ve sevdiğin insanlardan kalan boşluklar… Hepsi insanın içinde birikir.

Sonra küçücük bir söz dokunur eski bir yaraya ve yıllardır susturduğun her şey yeniden ayağa kalkar. O an anlarsın ki, insanın taşıdığı en ağır yük, kimseye anlatamadığı acılarıdır.

Fakat zaman insana bazı gerçekleri öğretir.

Herkese kendini anlatmak zorunda değilsin. Seni gerçekten tanımak isteyen, sessizliğinin bile dilini öğrenir. Seni sevmek isteyen kusurlarını bahane etmez. Yanında olmak isteyen, zor gününde bahane aramaz.

Artık her haykırışımı gökyüzüne bırakıyorum.

Kim duyarsa duysun, kim anlarsa anlasın… Giden kendi yoluna gitsin, kalan kendi gönlüyle kalsın.

Çünkü insan bir gün, başkalarının kendisini anlamasını beklemekten vazgeçip kendisini anlamayı öğreniyor.

Kırıldım ama bitmedim.

Yoruldum ama vazgeçmedim.

Ağladım ama güçsüzleşmedim.

Sustum ama yenilmedim.

Artık her şeyi herkese anlatmıyorum. Çünkü öğrendim:

Bazı haykırışlar insanlara değil, zamana bırakılır.

Zaman kimin gerçek, kimin sahte olduğunu; kimin vefalı, kimin sadece güzel günlerin insanı olduğunu mutlaka gösterir. Çünkü insanın gerçek yüzü, söyledikleriyle değil; zor zamanlarda yaptıklarıyla ortaya çıkar.

Ve gün gelir, hiçbir şey söylemeden de anlaşılır insan.

İşte o zaman yıllarca içinde tuttuğun bütün haykırışlar sessizce susar. Çünkü artık anlatmaya ihtiyacın kalmaz.

Sen susarsın…

Hayat konuşur.

Ve hayat, herkese hak ettiği cevabı zamanı geldiğinde mutlaka verir.