Düğünün en eğlenceli taraflarından biri de gözlem yapma imkanı bulmaktır.
Birbirinden farklı birçok insanın tanımadığı insanlarla beraber göbek attığı bir ortamda keyifli anlar yaşamak çok olasıdır.
Bir de hemen her düğünde karşılaştığımız belirli tiplerdeki karakterler vardır. İşte onları sizin için derledim.
Listedeki karakterlerin size de tanıdık geleceğini düşünüyorum.
Davullu zurnalı gelin alırken kapı tutma orada başlıyor film. Alıp verme merasimi sanki bir satılık eşya gibi veriş olmadan alınmayan bir eşya.
Düğün konvoyu ile devam edelim sıralamaya, konvoy tamam. Tamamda; niye yarışıyorsunuz?
niye brunei sultanı gibi giyinmiş kızlar yüksek sesli müzikle arabadan sokağa sarkarak oynuyor?
Niye her konvoyda biri egzozuna kalaşnikof kaçmış şahinler çatara patara yapıyor? Bu şahinler neden her düğünde varlar? niye 1500 araba peş peşeyiz?
Birde arabalara atlayan zarfçı tayfa çabası.
Salondan girerken şaaak diye yüzünüze patlayan, düğün fotoğrafçısının yamularak çektiği fotoğrafın flaşı karşılar sizi.
Düğün başlar. iki döner dans filan takı merasimi başlar. Yalandan bir pasta gelir o sırada. Millet eski Türk filmlerindeki tüp kuyruğu gibi sıraya girer. Kaynanalar kim ne takıyor telaşında.iki saat millet takı takar geri kalanı izler.
Bir de mesela şeyler vardır.
Deli gibi her oyunu oynayan tipler. Ha bu arada moda oldu kız babaları ve erkek kardeşleri kaşıkla düğün boyu çengi gibi oynuyor oh oh verdim kızı kurtuldum der gibi, surat domates gibi, gömlek terden sırılsıklam daha hala oynama telaşında damat oynamıyor onlar kadar.
Enişteler vardır meyve suyu kutusundan viskiyi gömer. Damada bile takmadığı parayı orkestraya takar.
Dedikoducu teyzeler zaten salonun tamamını görebilecek en güzel yeri bulmuş ve kurulmuşlardır. Ellerinden gelse sahneye çıkmaları an meselesidir. Salonda kim kime bakıyorsa, bunlardan öğrenebilirsiniz.
Düğünlerin olmazsa olmazları listesine enişteler. Ya teyzenin eşidir, ya halanın... Ancak düğününü nerede yaparsan yap mutlaka bir dağıtan enişte ile karşılaşırsın. Aslında her şey çok iyi gitmektedir, ta ki enişte o ilk dubleyi içene kadar. Bu arada düğünün alkollü olması da şart değil. Gerekirse kimseye belli etmeden masa altından portakal suyuna votka bile doldurulur. Ciddiyetini koruyup takım elbisenin hakkını veren enişte, işte o ilk dubleden sonra içindeki çocuğu dışarıya çıkarmaya başlar. İlk aşamada piste çıkıp değişik figürler sergiler, sonraki aşamada ise sık sık damadın yanına gidip “Kızımıza iyi bak!” diye öğütler verir. Ama düğününe öyle karakterler gelecek ki, dağıtan enişteyi mumla arayacaksın: neden mi? Düğününe Çağırdığına Pişman Olacağın Karakterler ile yüzleşeceksin.
Mesela Herkesi Oynamaya Kaldıran Kadın, Bu karakter gençlerin korkulu rüyası haline gelmiştir. Annesinin ısrarıyla zorla düğüne getirilenler, yeni gelinler, oynamayı gerçekten bilmeyenler bu kadın yüzünden heder olmuştur. “Pist Sorumlusu” olarak adlandırabileceğimiz bu karakter, çoğu zaman amacına ulaşıp dans etme konusunda en umutsuz görünen kişileri bile kaldırabilir. En büyük kozu ise “Kalkmazsan darılırım.”, “Aaa biz biliyoruz da mı oynuyoruz?” tarzı cümlelerdir. Bu cümlelere karşı koyabilen sınırlı sayıda kişi vardır.
Başka karakter ise Gelinin kız kardeşi; asaletini ve sakinliğini korumaya çalışsa da aslında içerisinde fırtınalar kopmaktadır. Sürekli bir koşturmaca içerisindedir ve devamlı endişelidir. Kimi zaman takı töreni için iğne kutusunu kaybettiğini sanıp ortada dolanırken görebiliriz onu. Ya da gerçek görümce vasfı olmasa da kendini görümce yapan vardır şaka gibi davranışlar sergiler.
Her akraba grubunda bir halay başı vardır. Yani o kişinin ailedeki görevi odur. Cebinden halay mendilini çıkarır -çünkü bir halay başı her zaman tedarikli olmalıdır-, bulamazsa peçeteyle de idare edebilir.
Kült düğün cümlelerinden biri haline gelmiştir artık “Çocuklarımızı pistten alalım!” uyarısı. Ancak nedense o çocuklar bir türlü o bölgeden ayrılmaz.
Esrarengiz misafirler vardır mesela, onları erkek tarafından biri, erkek tarafı da kız tarafından biri zanneder. Böylelikle el üstünde tutulur. O geceden sonra gelinin ve damadın ailesi hep birlikte düğün kaseti izlediklerinde gerçek ortaya çıkar. Deneyim her zaman üstünlük hissi oluşturan eltiler vardır kendini her ortamda belli eder.. Gelinlik mertebesinde de bu böyledir. Ailenin deneyimli gelini statüsündeki elti, kendini her ortamda belli eder. Bekar oğlu olan teyzeler, evlenme çağına gelmiş olan genç kızları adeta birer av olarak görürler. İlk önce pisti en iyi gören masayı seçip, ona otururlar. Orada oğullarının yaşına uygun bekar genç kızları tek tek belirlerler. Tabii bunun da kriterleri vardır; hanım hanımcık olması, güzel olması gibi. Sonrasında ise araştırmalar başlar.
“Ay yok ben gerçekten anlamam.” veya “Hiç beceremem oynamayı.” cümlesini duyduğunuz an bakışlarınızı o tarafa çevirin. Çünkü birazdan hayatınızın en çılgın danslarından birini görebilirsiniz. Oynamayı bilmediğini söyleyen bu karakter azıcık ısrar sonucu özüne döner.
Son zamanlarda ortaya çıkan takı köşeleri, takı kutuları ve masaları tek tek gezerek takı toplama uygulamaları ile bu karakterimizin nesli tüketilmeye çalışılsa da; takı töreni takipçileri her zaman her alanda direnmektedir. Bunlar akrabalardan veya komşulardan oluşan kişiler olabilir takı takma işlemini büyük bir titizlikle izlerler.
Bizim aklımıza gelenler bunlar.
Evet garip anlaşılması zor düğün adetlerimiz maalesef bunları birde değişik dans ekip vs ile geliştirdiğimiz düğünler yadırgamıyorum bizimde evlatlarımız var. Belki bizde bu adetleri yerine getireceğiz ve bu karakterleri göreceğiz elbet fakat bir gerçek var ki;
“biz, Kitab’ın bir kısmına inanıp bir kısmını inkar ettik sevgili okuyucularım...”
Aslolan;
Aile için maddî-manevî yıkım sebebi olan israf çılgınlıkları, güç gösterileri, havâî fişekler, lüks ve şatafat yarışının olmaması gerekir.
Helâl-haram sınırlarının unutulduğu bir merâsimin olması gerekir.
Yabancı bir dünyanın, egoizm, hodgamlık, savurganlık ve enâniyet ihtivâ eden menfilikleri...aşağılık duygusunu bastırma hareketlerinin olmaması gerekir...

Sürçü lisan ettiysem affola vesselam…