“Dünyada futbolun en çok sevildiği en fazla ilgi gördüğü beş ülke hangisidir?” diye sorulsa hiç tereddütsüz cevap “Türkiye” olacaktır.
Taraftarlık müessesesi bizim ülkemizde öylesine fazla prim yapmıştır ki, siyaset düşünen herkesin önceliği bir kulüp yöneticisi olabiliyorsa da kulüp başkanı olabilmektir.
Böyle bir noktada sporun özellikle de futbolun siyaset dışında kalması artık imkansızdır.
Kulüp taraftarlığı dışında bir de milli takımımız var.
Söz konusu milli takım ve milli forma olunca nerede ise akan sular duruyor.
Türk milli futbol takımını sadece Türkiye’de yaşayan 86 milyon vatandaşımız ile sınırlandırmak son derece yanlış bir değerlendirme olur.
Dünyada yaşayan ve sayısı 250 milyon civarında bulunan hemen her coğrafyaya yayılmış Türklerinde ortak sevinci ortak üzüntüsü de Türk milli futbol takımıdır.
Dolayısı ile göğsünde ay yıldız ile sahaya çıkan milli takımızın alacağı her başarı 250 milyon Türk’ü sevindireceği gibi alınacak başarısızlıkta hepimizi üzecektir.
Dünya’da, Avrupa’da bilindiği gibi çok sayıda organizasyon var.
Söz konusu organizasyona şartlar ne olursa olsun oynadıkları futbol ile sürekli katılan ülkeler var.
-Brezilya gibi
-Almanya gibi
-İtalya gibi
-İspanya gibi
-Fransa gibi
-İngiltere gibi.
Bizim bu söz konusu organizasyonlara katılmamız çoğu zaman tesadüflere bağlı olarak gelişiyor.
Yani şöyle bir ağız tadı ile “Bu organizasyona katılırız katıldıktan sonra da gidilebilecek en son noktaya gidebiliriz” diye söyleme imkanımız maalesef yok.
86 milyon nüfusunu hemde futbolu bu kadar seven bir ülkenin milli takımının söz konusu organizasyonların demirbaşı olmasını beklemek bizim en tabii hakkımız.
Ancak bu başarıyı bir türlü yakalayamıyoruz.
Çünkü bizim ülkemizde spor özellikle de futbol siyasetin tam olarak içerisinde.
Geçmişe doğru bir araştırma yapın çok net bir şekilde göreceksiniz.
Futbol federasyonunun başına bir türlü uzun yıllar futbol oynamış futbol yaşantısı bittikten sonra futboldan kopmamış başarılı olmuş birisinin gelmesine asla izin verilmez.
Her dönem iktidara yakın bir işadamına yol verilir.
İktidara yakın işadamı da yine tavsiye edilen isimler ile federasyonu oluşturur.
Böyle bir yapıdan başarı beklemek elbette ki mümkün değil.
O yüzden başarıda gelmiyor.
Son dünya kupasında ilk iki karşılaşmadan tek puan alamadan tek gol atamadan elendik
Organizasyon öncesi milli takım için hazırlanan videoya bakıyorsunuz.
Videoda siyasetçiler futbolculardan daha fazla.
-Tanklar
-Tüfekler
-Otomobil markası
-İHA’lar
-SİHA’lar
Söz konusu oluşumu hazırlayanlar milli takımı videolarda maçlar başlamadan şampiyon ilan etmişler ve o şampiyonluk üzerinden yapılacak propagandayı beklemeye başlamışlar.
Ancak görüldüğü gibi başarı yok.
Dünyanın her tarafında başarı alkışlanır,
Başarısızlık eleştirilir.
Ancak söz konusu yapının artık bu tür başarısızlıklara da tahammülü yok.
Futbol Federasyonu başkanı Adalet Bakanına “Bizi eleştirenlerin cezalandırılması ası için yaptırım hazırlanmasını “ istiyor.
Milli takım başarılı olsaydı bunun getirisini kimseye bırakmayacak bir kitle var.
Peki ya başarısızlık durumunda ne yapılacak.
Adalet bakanı yardıma çağrılacak.
Karşı karşıya kaldığımız muameleye bakın..