Özgür Özel liderliğindeki 91 Milletvekillinin CHP’den istifa ederek kurdukları Yeni Partiye geçmeleri ve siyaseti orada yapmak istemeleri son birkaç gündür Türkiye’nin en önemli gündemi.
Zaman zaman bu sütunlarda yazarız.
Türkiye 1950 yılında çok partili hayata geçti.
Demokrasi ile tanışıklığımız o gün bu gündür devam ediyor.
Memleket demokrasiyi tam anlamı ile kavramak ve özümsemek istiyor.
Hepimizin bildiği gibi demokrasiye geçişte epey tara bere almış bir ülkenin evladıyız.
“Partileri siyasetçiler kurar yaşayıp yaşamayacaklarında da millet karar verir” hepimizin ortak kabulü.
Ancak yine hepimizin bildiği gibi Türkiye’de bu anlayışa izin verilmiyor.
-Darbeler
-Darbe girişimleri
-Kalkışmalar
-Muhtıralar
-Parti kapatma davaları
Derken bir türlü gözümüzü açamıyoruz.
AK Parti 03 Kasım 2002 yılından itibaren iktidarda.
Normal olarak iktidarını daha uzun yıllar devam ettirmek istiyor.
Kendilerini muhalefette gören siyasi partilerde iktidara gelmenin mücadelesini veriyor.
O tarafta
CHP vardı
İYİ Parti var
Oy oranları az olan çok olan bir sürü parti mevcut.
CHP 31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimden çok uzun yıllar sonra AK Partiyi geride bırakarak birinci parti çıkmayı başarmıştı.
Aslında CHP’nin oy oranı her geçen gün biraz daha artıyordu.
CHP’nin parti olarak oy oranının her geçen gün yukarılara çıkmasının temel sebeplerinden birisi de 31 Mart 2024 tarihinde seçilen belediye başkanları dolayısı ile gerçekleşmişti.
İşte o andan sonra nerede ise her sabah yapılan operasyonlarda CHP’nin çok sayıda belediye başkanına operasyon yapılmaya başlandı.
-Belediye başkanlarının çok büyük bölümü şu anda cezaevinde
-Bir kısmı görevlerinden uzaklaştırıldı.
-Pek çok belediyeye kayyum atandı.
-Cezaevinden çıkan belediye başkanları içerisinde Adıyaman hariç göreve iade edilen bir belediye başkanı yok, varsa da biz kaçırmış olmalıyız.
Butlan davasından sonra CHP içerisinde başlayan mücadele sonrasında Özgür Özel ve arkadaşları tarafından Yeni Parti kuruldu.
Yeni partinin başarılı olup olamayacağını zaman gösterecek.
Kararı seçmen verecek.
Temennimiz yazımızın başında da belirttiğimiz gibi partilerin yaşayıp yaşamayacağı ile kararı sadece ve sadece seçmenin vermesi.
İktidar mücadele her partinin hakkı.
Ancak belirttiğimiz gibi demokrasi kuralları çerçevesinde.