Alaaddin Sarı'nın 1 Mayıs mesajı şu şekilde:

Sevgili Kardeşlerim,

Bugün 1 Mayıs… Bir ömür boyu çalışan, alın teri döken emekçilerin bayramı.

1 Mayıs, hem Türkiye’de hem de dünyada bugün sahip olduğumuz hakların ve bu haklar için verilen yüzlerce yıllık mücadelenin simgesi. Onun için adı İşçi Sınıfının Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü.

8 saatlik iş günü için mücadelenin ve bu uğurda canını veren işçilerin tarihidir 1 Mayıs. İşçi sınıfının mücadele geleneğini ve geleceğe dönük umutlarını, 1 Mayıs 1886 olaylarından sorumlu tutularak idam edilen öncü işçi Albert Parsons’ın, bıraktığı mektuptaki sözleri ne güzel anlatıyor. Albert Parsons çocuklarına şöyle sesleniyor: Allah bize ‘insanca yaşayalım’ diye bu dünyayı verdi. Sorumlusunuz yavrularım! Haksızlıkların karşısında durun, sessiz kalmayın. Hiçbir zaman ‘hayat böyle gelmiş böyle gider’ demeyin. Erdemli ve cesaretli olun.”

Sevgili Kardeşlerim,

Demiryollarında dijitalleşme ile 3 bin ağaç kurtarıldı
Demiryollarında dijitalleşme ile 3 bin ağaç kurtarıldı
İçeriği Görüntüle

Bu 1 Mayıs’ta ülkemizde işçilerin insana yakışır bir iş ve yaşam mücadelesi önündeki engellerin ve mevcut sorunların her zamankinden daha yüksek sesle dile getirilmesi gerekiyor.

2026 yılı itibarıyla, nereye bakarsak orada bir yoksulluğu, eşitsizliği, hukuksuzluğu görüyoruz. İşçilerin taleplerinin göz ardı edildiği, düşük ücretli ve uzun çalışma sürelerinde çalışmanın yaygınlaştığı, sağlıktan eğitime, sosyal güvenlikten istihdama tüm alanlarda sosyal devletin daha da zayıfladığı bir dönemden geçmekteyiz.

İş kazalarında ölümlerin devam ettiği, özel istihdam büroları aracılığı ile adeta yüzlerce yıl önceki amele pazarı benzeri bir uygulama ile çalışma koşullarının geriye götürüldüğü bir ortam içerisinde yaşıyoruz.

Dünyada ise yine savaşlar devam ediyor. Ülkemizin yer aldığı bölgede çok sıcak gelişmeler yaşanıyor. Çatışmalar ve kaos ortamı, güneyimizdeki Ortadoğu coğrafyasında İsrail’in Filistin halkına yönelik zulmü ve ABD ile İsral’in İran’a saldırmasıyla yeni bir boyut kazanıyor. Ortadoğu emperyalizmin yayılmacı emellerinin bir sonucu olarak milyonlarca insanın can verdiği bir cehenneme dönüşmüş durumda.

Öte yandan dünyanın dört bir yanında açlık, yoksulluk ve çaresizlik içindeki milyarlarca insan çözüm bekliyor. Yaşanan ekonomik krizlerin yükü dünyanın işçilerine ve emekçilerine yüklenmeye çalışılıyor. Böyle bir dünya, bizlerin hayal ettiği, özlemini kurduğu, uğruna mücadele verdiği dünya olamaz! Bizler, yoksulluktan, ayrımcılıktan ve adaletsizlikten, savaş tehdidinden ve baskıdan kurtulmuş bir dünya istiyoruz.

Biz, kadınlara karşı ayrımcılığın, şiddetin, tacizin, cinsel saldırının, töre cinayetlerinin son bulduğu, çocukların makine başlarında değil, okul sıralarında olduğu, daha iyi eğitildiği, daha iyi beslendiği, savaşlar içinde büyümediği, yoksulluğun ortadan kalktığı, herkesin çalışma olanağı bulabildiği, onurlu bir yaşam sürdürebildiği bir dünya istiyoruz!

Eşitlik istiyoruz. İnsanların ırkı, dini, siyasi görüşü ve cinsiyeti nedeniyle ayrımcılığa uğramadığı bir dünya istiyoruz. Sendikal haklarımızın tanındığı ve güvence altına alındığı, iş güvencesinin sağlandığı; sosyal güvenlik, eğitim, sağlık gibi sosyal haklarımızın sosyal devlet ilkeleriyle geliştirildiği bir dünya ve Türkiye istiyoruz!

Sevgili Kardeşlerim,

2010 yılında Emek ve Dayanışma Günü olarak tatil edilen 1 Mayıs’ı, 2026 yılında da İstanbul’da Taksim alanında kutlayamıyoruz. Bilindiği gibi, Taksim’de 1 Mayıs 1977’de birlik, mücadele ve dayanışma gününü kutlayan işçilerin üzerine ateş açılmış ve onlarca emekçi öldürülmüştür. Bu nedenle Taksim Meydanı’nın, Türkiye’de mücadele veren işçiler için 1 Mayıs açısından büyük bir önemi vardır. Taksim, yalnızca birkaç insanın alabildikleri izin ile çelenk bıraktığı, sembolik bir 1 Mayıs’a ev sahipliği yapmamalıdır. Türkiye’deki işçilerin emek mücadelesi açısından bir mihenk taşı konumundaki Taksim’de işçiler, temel insan haklarından olan ve anayasada da yer verilen toplantı ve gösteri yürüyüş haklarını özgürce, herhangi bir baskı ve yasağa maruz kalmadan, kardeşlik ve barış içinde kullanabilmelidir.

1 Mayıs’ta meydanlarda “İş Güvencesi” diye, “Kıdem Tazminatımıza Dokunulamaz” diye, “İnsan Onuruna Yakışır Bir İş İstiyoruz” diye, “Demokratikleşme” diye, “Adalet” diye, “Düşünce Özgürlüğü” diye, “Yoksulluğa Hayır” diye, “İş Kazalarına Son” diye haykıracağız! Mücadelemiz sonuç verene, sesimiz duyulana kadar haykırmaya devam edeceğiz.

Yaşasın1 Mayıs!
Yaşasın Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günümüz!