Bugünki yazıma başlamadan önce kırk yıl esarette kalıp vatan topraklarına yeniden kavuşmanın 100. yılını kutlayan Ardahan’ın topraklarını çiğnemiş, suyunu içmiş, ekonomik sıkıntılarına rağmen verdiğimiz mücadele ile adını ülke gündemine hatta, cumhurbaşkanı adayı olabilecek isimler arasına giren bir Ardananlıyı korkutmanın, dövmenin ne kadar zor bir iş olduğunu hemşerimi arayıp "geçmiş olsun, biz Ardahanlılara gerek var mı, gelelim mi?" dediğim ama "Yok, teşekkür ederim bu çakallara Ardahanlı pabuç bırakmaz rahat olun" diyen meslektaşım Levent Gültekin’e 25 çakalın saldırması, görülmesi gereken en önemli bir noktadır.


Çünkü Ahmet Hakan’a saldırıp, havuz medyasını da dizayna sokanlar il parti genel başkan yardımcısının, milletvekilinin kemiklerini kırarak susturanların aynı alçaklığı bir Ardahanlıya da yapabileceklerini düşünmüş ve bir kişiye karşı 25 kişi saldırmaya kalkmış ama çakallık yaptıklarının Ardahanlı olduğunu hesaba katmamış ve Ardahanlı direnci ile karşılaşmışlardır.


Onca tehdit ve şantaj mesajları ardından bizzat saldırarak Ardahanlıyı susturacaklarını sananlar, Ardahanlının bunlara pabuç bırakmayacağını ve kaçmayıp sağını solunu kırdırmadan direneceğini, hatta döveceğiz diye umut edilenin kendilerini dövdüğünü ve bu yetmezmiş gibi taksiye atlayıp kaçmamış, görevini yapmak için düşüncesini, fikirlerini ortaya koyduğu televizyon kanalındaki programına katılmış ve kaldığı yerden haykırmaya devam etmiştir.


Evet gazeteci meslektaşım Levent Gültekin’in de susturulmak istendiği ülkede gazetecileri, düşündüklerini, fikirlerini paylaştıkları için susturup hapse attıranların, çakal takımlarının da kendilerinden aldığı cesaretle, bir gazeteciye daha saldırma alçaklığını yapmaları, hatta adına düzenlenen ödülünü aldığım Metin Göktepe gibi  gazeteceleri  öldürerek bu ülkede adalet, hukuk, insan hakları yoktur diyenleri de haklı çıkarmış, ülkenin mafya vari yönetilmek istendiğini teyit etmiştir.


Ardahan Göle-Senemoğlu köylü bir gazetecinin gerek düşüncesi, gerek fikirleri ve söylemleri ile doğruları haykırmaya gayret etmesine dayanamayanların hesaba katmadığı, bu ülkenin birilerinin değil herkesin, her kesiminin ve Ardahanlının olduğunu ve insanca, insan haklarının, demokrasinin, adaletin herkese birgün lazım olacağını bilmeliler ve gardlarını ona göre almalılar.


Çünkü bu ülkede suskunların, baskı altında kalanların sesi soluğu Gültekinler’dir, gazetecilerdir, insan gibi yaşamak isteyenlerindir.

Mafya ile değil, halkın oyları ile demokrasiyi adaleti, hakkı, hukuku getireceğim diyenlerin görevlerini yapmaları bunlar içinde erdemdir, görevdir.

Çünkü sonuç olarak bu ülkede gazetecileri susturmaya kalkmak, seçilen millet vekillerini içeri atmak için dokunulmazlıklarını kaldırmaya kalkmak, eş başkanlarını içeri atmak, parti kapatmaya kalkmak, muhalefet edene terörist, hain diyerek ötelemek, seçilmiş vekilleri yetmez, belediye başkanlarını görevlerinden alıp yerine kayyum atamakla, işlerin yürümeyeceğini anlamak, algılamak demokrasinin kendisidir.