Bize ayrılan bu sütunda dün de kısmen belirtmiştik.
Türkiye’de an itibarı ile 25 milyon öğrenci bulunuyor.
Söz konusu öğrenci sayısına başta Avrupa olmak üzere dünyanın pek çok ülkesinde ulaşacak nüfus sayısı yok.
Normal şartlarda 25 milyon öğrencisi bulunan bir ülkede başta ve eğitim ve kültür olmak üzere pek çok noktada hiç değişmeyecek kuralların konulması lazım.
Özellikle Milli eğitim ve kültür her türlü politikanın ve siyasetin üzerinde olması gerekiyor.
Zira bahsettiğimiz konu bir ülkenin geleceği.
Yani eğitim ve kültür.
Milli Eğitim bakanlığında kesinlikle siyaset yapılmamasını yıllar yılı bizde söylüyoruz ilgililerde söylüyor.
Ancak bu kadar önemli bir bakanlıkta olmaması gereken siyaset diğer bakanlıklara göre en üst seviyede yapılıyor.
Şu an bakanlık koltuğunda bulunan bürokrat kökenli ismin Türkiye’de en keskin siyaset yapan isimlerin başında geldiği konusunda herkes hemfikir.
Lakin sayın bakanın bundan haberi yok.
Yada sağında solunda bulunanlar “Sayın bakanım çok doğru bir yoldasınız böyle devam edin” şeklinde görüş belirtiyorlar.
Sayın bakan da eğitim ile ilgili var olan problemleri tamamen unutmuş sadece ve sadece siyaset üreten bir isim olarak kabul görüyor.
Son iki günde iki kentimizde meydana gelen olaylar Türkiye’yi ayağa kaldırdı.
Ancak hepimizin gördüğü takip ettiği gibi Türkiye maalesef bu konuda da karpuz gibi ikiye ayrıldı.
Sabah saçlarını tarayıp elini yüzünü yıkayıp okula gönderdiğimiz çocuklarının saatler sonra öldürüldüğü haberi çocukların velilerine bildiriliyor.
Allah o ailelere sabır versin.
Bu tür canımızı yakan olaylar karşısında kayıtsız kalmak imkansız.
Ancak hiçbir şey olmamış gibi davranmakta insanı bir duygu değil.
Ülkeyi yönetenlerin bu aşamadan sonra okulların ve o okullarda eğitim gören çocuklarımızın güven içerisinde olması adına var olan tüm tedbirleri alması gerekiyor.
Ülkemizin geleceğine hazırlanan çocuklarımızın güvenliğini en üst noktada sağlayacak önlemleri almanın zamanı geldi de geçiyor bile.
Zira korunması gereken kitle çocuklarımız.
Daha ötesi yok.