Benden üç fazla torunu olduğunu öğrendiğim Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, yoğun gündemiyle bilinen Ankara'dan İstanbul’a torun görmeye gelirken yaşadığı duyguyu, bende 6 torunumla yaşamak için gittiğim Ardahan'da gördüklerimi, görüntülediklerimi okurlarıma, youtube izleyicilerime, instagram takipçilerime, facebook arkadaşlarıma anında ve yerinde verme güdüsü ve arzusu nedeniyle başkan Erdoğan gibi, bende torunlarımla doyasıya kalamadım desem yerinde olur.
Oğul, kız ve ardından torunların hayat verdiği yaşamın, tadı aile fertlerinden uzaklaştıran hayat şartları ve stresini yaşadığını gördüğüm Erdoğan'ın da benim gibi sert görünse de, insani yüreği ile aileye bakışı idi 19 mayısta katıldığı bir toplantıda bir genç tarafından kendisine sorulan soruya cevap verirken.
İsrail ve dünyanın diğer dağlarında, bölgelerinde ve ülkelerinde çoluk çocuk denmeden Filistin gibi bombaladığı dünyada torun görmeden ölen insanların acısını da yürekten hisseden ve bu hislerle ülke ekonomisini etkileyen, ağır sözler söyleyip okyanus ötesinden her geçen gün ağırlaşarak gelen dalgaları gün geçtikçe tsunamiye çeviren dede Erdoğan’ın bu dedelik duygularını başta Amerika'da olmak üzere, dünya ekonomisine ve askeri gidişatına yön veren Avrupa’nın hissetmediği gibi, benimde çalışmalarımı duygularımı İstanbul’da anlamadılar desem yerinde bir söz olur.
Ve dede Erdoğan için kurulan kumpasların bir benzeri olan sözde Ardahan’ın ileri gelenlerinin olduğu denen, WhatsApp gurubunda benim hakkımda da ileri geri konuşanların İsrail alçaklığı gibi bir çok saldırı da beni sadece güldürüyor. Zira, “yel kayanın ancak tozunu alır.”
Sözünün özü, bir çiçek torun kadar güzel kokmaz.
Tıbbın henüz sırrını çözemediği en kuvvetli ağrı kesici, torun sevgisidir diyerek bu yazıyı telefonla yazdırdığım Ezelim gibi torunları sevmek...