Hatırlayan okuyucularımız vardır.

03 Kasım 2002 tarihinde yapılan milletvekili genel seçiminde akşam sandılar açıldığında ortaya son derece ilginç bir siyasi tablo çıkmıştı.

İlerleyen saatlerde sonuçlar netleştiğinde AK Parti ve CHP’nin yüzde onluk Türkiye oy barajını aştıklarını, seçime iktidar olarak giren DSP-MHP ve DYP’nin de baraj altında kaldıkları ortaya çıkmıştı.

İşte o günden itibaren kimilerinin “siyaset mühendisleri” kimilerinin de “siyaset terzileri” dedikleri isimleri olan ancak kendilerinin ortada görünmedikleri bir yapı “Bu kadar fazla partiye ihtiyaç yok, Türkiye ABD’de olduğu gibi iki partili sisteme geçmeli” söylemleri daha yüksek bir ifade ile seslendirilmeye başlandı.

Aradan geçen 24 yıllık zaman dilimi içerisinde Türkiye “siyaset mühendislerinin” talep ettiği iki partili sisteme geçti mi? şeklindeki sorunun cevabı “tam olarak geçmedi” olacaktır.

Kabul etmek gerekiyor ki AK Parti artık eski gücünde değil.

Bu durumu AK Partide siyaset yapanlarda görüyor biliyor.

Böylesi bir durumda karşı taraftaki partilerin gücünü kırmak gibi bir siyasi anlayış mevcut.

31 Maer 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde CHP çok uzun yıllar sonra AK partinin önünde birinci çıktı.

Aslında CHP açısından süreç fena gitmiyordu.

Ancak önce CHP’li belediye başkanların görevlerinden alınarak cezaevine gönderilmesi arkasından da yine CHP için mahkemenin Butlan kararı alması Türk siyasetini bambaşka bir noktaya götürmeye başladı.

Butlan kararının çıkmasından sonra Özgür Özel ve arkadaşlarının tüm çabalarına rağmen netice alınamayınca bilindiği gibi yine Özgür Özel ve 90 milletvekili Yeni Parti çatısı altında birleşti.

İlk birkaç gün belli noktalardan “CHP bölünüyor” söylemleri gelmeye başladı.

Lakin sürece biraz dikkatli bakıldığında CHP’nin bölünmesi bir tarafa CHP’nin yok edilmesi noktasına kadar bir haraketlilik gözlemleniyor.

Belli bir süre sonra çok net bir şekilde görülecektir.

Özgür Özel genel başkanlığındaki Yeni Parti hem içeriden hem dışarıdan Türkiye’nin yeni kurtarıcısı olarak lanse ediliyor.

Şu an tarafsız biz göz ile bakıldığında Yeni Partinin 91 milletvekili var.

Ancak bu 91 milletvekilinin kamuoyuna yansıması sanki 290 milletvekili gibi.

Bu yapılanmanın Yeni Parti yanında konuşlanan kitle tarafından yapılmasında siyaseten bir beis yok.

Ancak Cumhur ittifakının hemen yanı başında konuşlanan yazar-çizer-düşünür, kim varsa onlarda CHP’nin ortadan kaldırılmasını ve o tarafta Yeni Partinin tek başına kalmasını gerektirecek propaganda yapıyorlar.

Türkiye’de bugün yapılacak bir genel seçime katılma hakkı kazanan 40’tan fazla siyasi parti var.

Ancak bu siyasi partilere bakan yok.

Bir tarafta kayıtsız şartsız Cumhur ittifakını savunan bir kitle.

Diğer taraf ta “Yeni parti tek başına iktidara geliyor” söylemini gece gündüz 7/24 anlatan başka bir kitle.

31 Mart 2024 tarihinde yapılan yerel seçimde başta İYİ Parti olmak üzere muhalefetteki siyasi partiler son derece kaliteli-bilgili-birikimli belediye başkan adayları çıkardılar.

Ancak seçmen o tarihte AK Partiden intikam almak adına CHP dışındaki hiçbir partinin adayına bakmadı, dikkate bile almadı.

Böyle olunca da andıktan büyük oranda CHP’li adaylar kazanmış bir şekilde çıktılar.

Türkiye son bir haftadır AK Parti ile Yeni Parti arasına sıkıştırılmaya çalışılıyor.

Siyaset mühendisleri” tüm kuvvetleri ile Türkiye’de iki partili sistemi hakim kılmaya çalışıyorlar.

Bundan ne kadar başarılı olup olamayacaklarını belli bir zaman sonra göreceğiz.

Elbette son kararı seçmen verecek.