Allah aşkına, biraz merhamet bırakın şu dünyanın ortasına...

İnsan insana bu kadar yabancı olmamalı. Bir selamın eksildiği, bir tebessümün cimrileştiği, bir dost elinin uzanmadığı yerde ne zenginliğin anlamı kalır ne de makamın değeri. Kalpler taş kesildikten sonra şehirler büyüse ne olur, yollar uzasa ne olur?

Allah aşkına, kırdığınız gönüllere dönüp bir bakın. Çünkü bazen bir insanın yüreğinde açılan yara, yıllarca kapanmaz. Söylenen ağır bir söz unutulur sanılır ama gecenin sessizliğinde yeniden kanar. Oysa güzel bir söz, samimi bir hâl, içten bir merhamet nice yarayı iyileştirir.

Allah aşkına, birbirimizi anlamaya çalışalım. Her insanın içinde görünmeyen bir savaş vardır. Kimi evladının derdini taşır, kimi ekmeğinin, kimi yalnızlığının, kimi de kimseye anlatamadığı acılarının yükünü çeker. Dışarıdan gülen nice yüzün içinde fırtınalar kopar.

Allah aşkına, bir yetimin gözyaşını görmezden gelmeyin. Bir garibin sessizliğini duymaya çalışın. Çünkü bazen en büyük çığlıklar sesle değil, suskunlukla yükselir. Kim bilir kaç insan, sadece anlaşılmayı beklediği için geceleri gözyaşlarıyla sabahlamıştır.

Allah aşkına, dünyanın aldatıcı süsüne fazla kapılmayın. Bugün bizim olan yarın başkasının olacaktır. Dün nice sultanlar, nice zenginler, nice güçlü insanlar vardı; şimdi isimleri bile unutuldu. Fakat bir gönle dokunanların, bir yarayı saranların hatıraları hâlâ dualarla yaşamaktadır.

Allah aşkına, anne babalarınızı üzmeyin. Onların saçlarına düşen her beyaz telde bir emek, her çizgide bir fedakârlık saklıdır. İnsan bazı değerlerin kıymetini kaybettikten sonra anlıyor; ama o vakit pişmanlık, geçen zamanı geri getirmiyor.

Allah aşkına, dostlukları çıkar uğruna harcamayın. Menfaat bitince biten ilişkiler dostluk değil, geçici gölgelerdir. Gerçek dost, karanlık günlerde yanında duran, düştüğünde elinden tutan kişidir.

Allah aşkına, affetmeyi de öğrenin. Çünkü bazen insanın sırtındaki en ağır yük, taşıdığı kırgınlıklardır. Affetmek yapılanı unutmak değildir; yüreğinize zincir vurmuş öfkeyi serbest bırakmaktır.

Bir gün herkes susacak. Diller susacak, eller susacak, yollar susacak. Mezarlıklarda makamların sesi duyulmayacak, servetlerin gölgesi görünmeyecek. Toprak, herkesi eşit şekilde bağrına alacak. İşte o zaman insanın aklına şu soru gelecek: "Bu dünyadan geçerken kaç gönül yaptım, kaç gönül kırdım?"

Allah aşkına, kırmayın...
Allah aşkına, hor görmeyin...
Allah aşkına, sevmekten vazgeçmeyin...
Allah aşkına, merhameti yüreğinizden eksik etmeyin...

Çünkü dünya dediğimiz yer, biraz sevgiyle güzelleşen, biraz merhametle anlam kazanan ve sonunda terk edip gideceğimiz geçici bir misafirhaneden ibarettir.