Beni tanımak istiyorsan, mutluluğuma değil; acılarıma bak. Çünkü insanı asıl anlatan, yüzündeki gülümseme değil, yüreğinde sakladığı sızılardır. Sevinçler gelip geçer; ama acılar insanın karakterine işlenir, ruhunda derin izler bırakır. Ben de hayatın bana yazdığı en uzun cümleleri gözyaşlarımla okudum.
Hayat, omuzlarıma bazen taşıyamayacağımı sandığım yükler bıraktı. En güvendiğim dallar kırıldı, en çok sevdiklerim bir gün sessizce uzaklaştı. Kimi zaman bir mezar başında sustum, kimi zaman gecenin koynunda yalnızlığımla dertleştim. Kimsenin duymadığı çığlıklar attım içimden. Dışarıdan sakin görünen hâlimin ardında, fırtınalarla mücadele eden bir yürek vardı.
Bazen öyle geceler yaşadım ki sabah olmasını istemedim. Çünkü her yeni gün, eski bir yaranın yeniden sızlaması demekti. Kalabalıkların içinde yapayalnız kaldım. İnsanlar gülümsediğimi sandılar; oysa ben yalnızca ayakta kalabilmek için tebessüm ediyordum. Sessizliğim, söyleyemediğim binlerce cümlenin yükünü taşıyordu.
Acılardan sor beni... Çünkü ben gözyaşının dilini öğrendim. Umudun tükendiği yerde yeniden ayağa kalkmayı, karanlığın içinde küçücük bir ışığa tutunmayı öğrendim. Her yara bana sabrı öğretti, her kayıp olgunlaştırdı. Düşe kalka yürüdüm ama hiçbir zaman vazgeçmedim.
Dost bildiklerimin sırt çevirmesiyle sessizliği tanıdım. Sevdiklerimi toprağa emanet ettiğimde ayrılığın ne kadar ağır olduğunu öğrendim. Bekledim... Belki bir kapı çalar, belki bir ses "Yanındayım." der diye. Ama zaman bana öğretti ki, insan bazen en büyük savaşını tek başına verir.
Yine de darılmadı kimseye. Çünkü acılar bana nefret etmeyi değil, insan kalmayı öğretti. Kırıldım ama kıran olmadım. Ağladım ama kimsenin gözyaşının sebebi olmayı istemedim. İçimde kopan fırtınaları, başkalarının huzurunu bozmamak için sessizce taşımayı seçtim.
Bugün hâlâ dimdik ayaktaysam, acılarımı unuttuğum için değil; onlarla yaşamayı öğrendiğim içindir. Çünkü acılar beni yıkmadı, beni ben yaptı. Hayatın en sert rüzgârları köklerimi sökmedi; aksine beni toprağa daha sıkı bağladı. Her düştüğüm yerden kalkarken, ardımda biraz daha güçlü bir ben bıraktım.
Bir gün bu dünyadan göçüp gittiğimde, arkamdan uzun cümleler kurulmasına gerek yok. Bir mezar taşına şu söz yazılsa bana yeter:
"Çok acı çekti; ama acısını kimseye yük etmeden yaşamayı bildi."
İşte o zaman beni gerçekten tanımak isteyenler, başarılarımdan önce acılarıma baksınlar. Çünkü benim hayat hikâyem, sabrın, yalnızlığın, kayıpların ve yeniden ayağa kalkmanın hikâyesidir.
Ve biri bir gün, "Onu en iyi kim anlatır?" diye sorarsa, cevabım hep aynı olacaktır:
"Acılardan sor beni... En doğru cevabı onlar verir."