Biliyorum. Yüzünüze baktığımda gözlerinizin ardında sakladığınız cümleleri de görüyorum. “Ben bir şey yapmadım.” demek kolaydır. Ama insanın yaptığı kadar, yapmadıkları da anlatır onu. Bazen susmak bir itiraftır, bazen görmezden gelmek en büyük suç ortaklığıdır.

Masum değilsiniz…

Çünkü bir insanın kalbini kırıp sonra hiçbir şey olmamış gibi yolunuza devam ettiniz. Söylediğiniz bir sözün, attığınız bir adımın, bıraktığınız bir sessizliğin karşı tarafta nasıl bir yara açtığını hiç düşünmediniz.

Belki siz unuttunuz…

Ama bazı insanlar yaşadıklarını unutmaz. Sadece susmayı öğrenir.

Masum değilsiniz…

Çünkü size güvenen insanların güvenini taşıyamadınız. Birinin size açtığı kapıdan girdiniz, sonra o kapıyı arkasından sessizce kapattınız. Bir zamanlar “Yanındayım.” dediğiniz insanı, en zor gününde yalnız bıraktınız.

Size inanan bir kalbi, kendi egonuzun önüne koydunuz.

Onun sabrını zayıflık, sessizliğini çaresizlik, affedişini ise mecburiyet sandınız.

Oysa yanıldınız.

Çünkü bazı insanlar sustu diye yenilmedi.

Bazı insanlar gitti diye kaybetmedi.

Bazı insanlar affetti diye unutmadı.

Sadece artık sizinle aynı yerde durmak istemedi.

Masum değilsiniz…

Bir insanın gecelerini bilmiyorsunuz. Kimseye anlatamadığı acılarını, yorganın altında sessizce döktüğü gözyaşlarını, herkes gülerken içinde kopan fırtınalarını bilmiyorsunuz.

Belki de bilmek istemediniz.

Çünkü bilseydiniz, kendinizi haklı çıkaramazdınız.

İnsanları bir anda kaybetmezsiniz.

Bazen küçük ihmallerle kaybedersiniz.

Bir telefon açmamakla…

Bir hâl hatır sormamakla…

Zor gününde yanında olmamakla…

“Sonra konuşuruz.” deyip o sonrayı hiç getirmemekle…

İnsanlar bir anda vazgeçmez.

Önce defalarca kırılır.

Sonra defalarca susar.

Sonra kendine defalarca, “Belki düzelir.” der.

En sonunda da hiçbir şey söylemeden gider.

İşte o gidiş, çoğu zaman yılların birikimidir.

Ve siz, o insanın sessizce gidişini belki de hiçbir zaman anlayamazsınız.

Çünkü bazı vedalar bir gecede hazırlanmaz.

Bazı vedalar, yıllarca içeride büyütülür.

Masum değilsiniz…

Çünkü size verilen değerin kıymetini, onu kaybettikten sonra anlamak zorunda kalacaksınız.

Bir zamanlar sizin için atan bir kalbin, artık sizin adınızı bile duymak istemediğini gördüğünüzde anlayacaksınız bazı şeyleri.

Ama geç olacak.

Çünkü hayat herkese ikinci bir şans vermiyor.

Bazen kapılar bir kez kapanıyor.

Bazen özürler hiçbir şeyi değiştirmiyor.

Bazen “Keşke…” demek, kaybedileni geri getirmiyor.

Ve insanın en ağır cezası da budur:

Değerini bilmediği insanın, bir gün başkasının kıymetlisi olduğunu görmek.

Masum değilsiniz…

Ama ben artık sizi suçlamıyorum.

Çünkü herkes kendi karakterinin gereğini yapar.

Kimi severek yaşatır, kimi severken yaralar.

Kimi bir insanın elini ömrünün sonuna kadar bırakmaz, kimi ise ilk zorlukta arkasını döner.

Herkesi kandırabilirsiniz belki…

Ama gece başınızı yastığa koyduğunuzda vicdanınızla baş başa kalırsınız.

Orada ne makam vardır, ne para, ne de bahaneler…

Sadece siz ve yaptıklarınız vardır.

Bir gün aynaya baktığınızda, başkalarının anlattığı insanı değil, gerçekten olduğunuz kişiyi göreceksiniz.

O gün kaçacak yeriniz olmayacak.

Ne bahaneleriniz kurtaracak sizi, ne de başkalarının gözünde oluşturduğunuz güzel görüntü…

Çünkü vicdanın aynası yalan söylemez.

Ve bir gün, bugün küçümsediğiniz o kalbin ne kadar değerli olduğunu anlayacaksınız.

Bir gün, kaybettiğiniz insanın yerini dolduramadığınızda geriye dönüp, “Keşke…” diyeceksiniz.

Ama bazı “keşke”lerin kapısı bir daha açılmaz.

İşte o gün geldiğinde kimseye, “Ben masumdum.” diyemeyeceksiniz.

Çünkü siz masum değilsiniz.

Sadece yaptıklarınızın bedeli henüz kapınızı çalmadı.

Ben ise artık beklemiyorum.

Ne özrünüzü…

Ne pişmanlığınızı…

Ne de geri dönüşünüzü…

Çünkü bazı insanlar gittikten sonra değil, değerleri anlaşıldıktan sonra kaybedilir.

Ve bazı kayıpların telafisi yoktur.

Şunu unutmayın:

Bir insanı üzmek kolaydır.

Onun güvenini yeniden kazanmak ise bazen bir ömür sürer.

Her suskun insan affetmiş değildir.

Bazıları sadece hesabı zamana bırakmıştır.

Zamanın adaleti sessizdir…

Ama şaşmaz.

Ve gün gelir, herkes kendi yaptığının karşısında kalır.

İşte o zaman anlayacaksınız:

Masum değildiniz.

Sadece vicdanınızın sesini uzun süre susturmayı başardınız.
Masum değilsiniz.....