Bilimi, bilim dışı hurafeden ayıran şey kanıta dayalı olmasıdır.

Bir tabiat olayının, bir hadisenin açıklanabilirliğinin temel ölçütü önce bu problemi ortaya koymak yani bir önkuram düşünmek, sonra bu fikrin bilimsel doğruluğunu ortaya koyacak kanıtları toplamak ve bir sonuca ulaşmaktır.

Yani bilim siyasi sosyal öngörülerden, duygusal bakıştan uzak bir mücadeledir.

Zaman zaman duyguların bilime bulaştığını, zorlama birtakım varsayımların bilimsel veri olarak yutturulmaya çalıştığını görüyoruz. Bunların varlığı bilimin temel değerlerini değiştirmiyor.

Uzun yıllar boyunca kanıtlanmasında sorun olan hipotezlerin yıllar içerisinde değişiminden yola çıkan bilimin yanlış olduğunu savunan sahtekârlar işte bu değişimden kötüniyetli yararlanıp, bilimsel gerçekleri saptırarak bilimi refüzeetmeyi böyle sağlamaya çalışıyorlar.

Bakın bunları örnekleyelim. Su ısınır belirli bir ısıda ve molekül yapısı ilegaz haline geçer ve gökyüzünde bulut haline gelir.

Bu bulutların atmosfer katlarında soğuk ile karşılaşması sonucunda bu su molekülleri yağmura ya da kara dönüşür.

Bu fiziksel ve kimyasal olarak bilimsel gerçektir ve laboratuvar ortamında bile yapılabilir.
Aynı deneyi milyon kez de yapsanız alınacak sonuç değişmez hep aynı olur. İşte biz buna bilimsel gerçek diyoruz.

Evrim bir kuramdır örneğin.

Çünkü evrim tabiatın çokbüyük ve çok uzun süreli bir reaksiyonların sonucundaolabilecek bir şey olduğu için şu anki veriler ile bilimsel gerçek olarak kanıtlanamaz,

işte bu nedenle kuram olarak kalmıştır. Burada unutulmaması gereken kuramların ilerleyen zamanda bir gerçeğe dönüşebildiği gibi tamamen reddedilmesi sonucunda ulaşılabildiğidir.

İşte kuramlar henüz tam kanıtlanamadıkları için gerçek değildir. Bilim tabiatın ve canlının işleyişi konularına çözüm bulup evreni daha iyi anladıkça, oluşabilecek tehlikelere reaksiyon almamızı da sağlar.

Uçabilmek, yüzebilmek, daha hızlı düşünmek, tehlikeleri önceden öğrenmek, daha iyi gıda su kaynaklarına ulaşabilmek evrenin işleyişini anlamak ile mümkündür. Bunu adı da bilimdir.

Zaman zaman bilim adamları da tıpkı bu sahtekâr hurafe savunucuları gibi davranabilir. Bu naylon bilim adamları sonuçları değiştirerek, yapılan testler üzerinde oynayarak, görmezden gelerek, şu ya da bu sebep ile bilime zarar verebilir.

Satın alınabilir, çıkar için yalan söyleyebilirler.Yıllar boyunca bilimsel gerçek diye bize yutturulan birçok şeyin sebebi bu ahlak yoksunu bilim adamlarıdır.

Ancak en azından standartları çok net olan bilimsel kurallar, bu rezaletleri bilim ışığında ortaya koyabilme iç görüsüne sahiptir, günün birinde bir gerçek bilim adamı bu yalanı ortaya çıkarır.

Bunların binlerce örneği var. İsterseniz bilim ile bilim dışı arasındaki ayrımı ortaya koyalım her şey daha anlaşılır olsun. Biliyorsunuz birkaç sene önce dünya Covid salgını denilen bir salgın ile karşılaşıldı.

O kâbus zamanlarının üzerinden yeterince zaman geçti ve bulanık su duruldu.

Artık üzerinde konuşabiliriz.

Bilim dışı covid diye bir virüs yok diye başlıyor konuşmasına, oysa bilim konuşmak yerine bu virüsün elektron mikroskobu ile yapısını ortaya koyuyor.

Sayısız bilim adamı mikroskopta gördükleri virüsün bire bir benzediğini rapor ediyor, bunu yaparken şüpheci yaklaşıyor ve hastalığı yapan ajanı izole ediyor.

Biz buna bilimsel veri diyoruz. Bir şeyin var ya da yok olduğuna karar vermek için bu şart çünkü.

Bu hastalık ile mücadelede kullanılan ilaçların ve aşıların aslında asıl ölüm sebebi olduğu bilim dışı.

Gerçek bilim her bir aşı, ilaç üzerinde geriye dönerek incelemeler yapmak, hayatını kaybedenlerden alınan materyaller üzerinde hummalı çalışmalara devam edip kanıt bulmak.

Bilim şüpheciliği nedeniyle virüs ile birlikte kullanılan tüm tedavi yöntemlerini geriye dönük araştırırken hayvan modelleri ve laboratuvar ortamında olan biteni simüle etmeye çalışıyor.

İlk bulgular RNA aşılarının suçlandığı kadar zararlı olmadığı, asıl meselenin hastalığın yarattığı damar problemleri olduğu yönünde. Kesin mi? hayır ancak kuvvet ile muhtemel. Ne zaman kesin olacak? tüm çalışmalar tamamlandığında.

En kolayı dilin kemiği yok aşı yaptı dersin biter ama bilim böyle çalışmaz, o her şeyden şüphe duyar ve kanıt arar.

Bilim dışına çıktığımızda herkes her konuda kendi aklı ve bilgisi ile hüküm verir.

Bu her konuda herkes için farklı olur. Bunu gerçek olarak saymak aslında insan beyninin en hastalıklı sonucudur.

Reddederek, spekülasyon yaratarak gerçeğe ulaşılmaz, gerçeğe ulaşmanın yolu şüphe etmek, kanıt bulmak, tekrar tekrar aynı sonuca ulaşmak ile olur.

Örneğin dünya yuvarlak değildir ve dünyanın dışı yoktur demek bir insanı öne çıkarabilir popüler yapabilir ama bilimadamı olmak için bunu kanıtlayacak veri gerektirir.

Bunusavunanlar çok beğenilebilir, gerçek bir bilim ekibi uzaya bir sonda gönderir, evreni görüntüler ve aslında konuyu kapatır. Bu konunun kapanmamasının sebebi insanoğlunun egosunda bulunan bencillik ve bilimi basit bir şey olarak algılamasından çok acı(!)

Bilim gerçeği üzerinde yazmaya ve bilimi anlatmayadevam edeceğiz.

Bilimsel düşünemeyen toplumların sağlıklı gelişemeyeceğini biliyoruz. İlerleyen zamanda bilimin rezaletleri ile bilim dışı hurafelerden uzun uzun bu sebep ile bahsetmeye çalışacağız.