Hor görmüşler garibi... Çünkü elbisesi eskiymiş, cebi boşmuş, yüzü gülmüyormuş. Oysa kimse yüreğine bakmamış. Kimse omuzlarında taşıdığı yükü sormamış. Sessizliğini kibir sanmışlar, suskunluğunu zayıflık diye yorumlamışlar. Hâlbuki o, hayatın en ağır imtihanlarından geçmiş; her yarasını içine gömerek ayakta kalmayı öğrenmiş.

Garip olmak yalnızca parasız olmak değildir. Gariplik; kalabalıkların ortasında yapayalnız kalmaktır. Derdini anlatacak bir gönül, hâlini soracak bir dost bulamamaktır. Kapısı çalınmayan, adı anılmayan, varlığıyla yokluğu bir görülen insan olmaktır. İnsan bazen ekmekten önce bir tebessüme, bir sıcak söze, içten bir selama muhtaç olur. Fakat en çok da hor görülmeyen bir yüreğe ihtiyaç duyar.

Ne acıdır ki insanlar çoğu zaman varlıklının kusurunu görmez, garibin doğrularını ise görmezden gelir. Güçlünün yanında yer almayı marifet sayarlar; garibin yanından ise sessizce geçip giderler. Oysa insanın değeri ne giydiği elbiseyle ne oturduğu evle ne de sahip olduğu servetle ölçülür. Asıl zenginlik; merhametli bir kalp, vicdanlı bir yürek ve kırık gönülleri incitmeyen bir dildir.

Garip, zamanla susmayı öğrenir. Herkese derdini anlatmamayı, beklentilerini azaltmayı öğrenir. Çünkü bilir ki her acısını anlattığında anlayan değil, yargılayan çoğalacaktır. İşte o zaman gözyaşlarını gecelere emanet eder, içindeki fırtınaları yalnızca Rabb'ine anlatır. İnsanlardan umduğunu bulamayan, umutlarını gökyüzüne bırakır.

Kim bilir, belki de hayatın gerçek yüzünü en iyi garipler tanır. Çünkü onlar dostun kim olduğunu, vefanın ne kadar kıymetli olduğunu, bir lokma ekmeğin nasıl paylaşıldığını yaşayarak öğrenirler. Varlık içinde büyüyen nice insanın fark edemediği hakikatleri, yokluk içinde sabreden garipler sessizce kavrar. Her kaybediş onları biraz daha olgunlaştırır, her acı onları biraz daha insan yapar.

Garibin sofrası küçüktür ama gönlü büyüktür. Elinde bir lokma ekmeği varsa yarısını paylaşır. Çünkü aç kalmanın ne demek olduğunu en iyi o bilir. Kendisi üşür ama başkası üşümesin ister. Kendisi ağlar ama başkasının gözyaşını silmeye çalışır. İşte gerçek insanlık da tam burada başlar.

Bugün garibi küçümseyenler, yarın aynı hayatın içinde yalnız kalabilirler. Çünkü dünya kimseye baki değildir. Güç de servet de makam da gençlik de bir gün tükenir. İnsanın geriye bıraktığı yalnızca yaptığı iyilikler, söylediği güzel sözler ve dokunduğu gönüller olur.

Unutulmamalıdır ki bugün hor görülen garip, yarın dualarıyla ayakta kalan kişi olabilir. Nice gösterişli hayatlar bir gün dağılırken, nice garip gönüller sabırlarıyla yücelmiştir. Çünkü Allah katında üstünlük; malda, mülkte ve makamda değil, takvada ve güzel ahlaktadır.

Ey garip! Sakın üzülme... Seni hor görenlerin sözüne değil, seni yaratanın rahmetine sığın. Bugün yüzüne kapanan kapılar, yarın ummadığın yerden ardına kadar açılabilir. Bugün seni küçümseyenler, yarın hayatın karşısında aynı çaresizliği yaşayabilir. Çünkü zaman değişir, insanlar değişir; fakat sabır, merhamet ve temiz bir yürek hiçbir zaman değerini kaybetmez.

Unutma ki en karanlık gecenin ardından mutlaka bir sabah doğar. En çetin kışın ardından bahar gelir. Gözyaşlarıyla sulanan umutlar, vakti geldiğinde sabrın en güzel çiçeklerini açar. Yeter ki kalbini karartma, vicdanını kirletme ve insanlığından vazgeçme.

Bir gün herkes yaptıklarıyla baş başa kalacaktır. Hor gören de hor görülen de aynı toprağın koynuna girecektir. O gün ne servetin ne makamın ne de alkışların bir değeri kalacaktır. Geriye yalnızca kırılan gönüller, edilen dualar ve yapılan iyilikler kalacaktır.

Öyleyse gelin; garibi hor görmek yerine elinden tutalım. Yoksulu küçümsemek yerine ekmeğimizi paylaşalım.