Bilmeyenler yada unutanlar için hatırlatalım.
Ankara, 13 Ekim 1923 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) tarafından kabul edilen kanunla yeni Türk devletinin başkenti olmuştur.
İsmet İnönü ve arkadaşlarının verdiği yasa önerisiyle, Cumhuriyetin ilanından kısa bir süre önce, stratejik ve coğrafi nedenlerle bu karar alınmıştır.
Derdimiz elbette Ankara’nın tarihini anlatmak değil.
Ülkenin tam orta yerinde çorak bir bölgeyi Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olarak düşünen ve bu düşünceyi hayata geçiren Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarını bir kez daha minnet, şükran ve rahmetle anıyoruz.
Dünyada, tanım ve tanınma durumlarına göre değişmekle birlikte, genel kabul gören en yaygın sayı 195'tir.
Bu sayı, Birleşmiş Milletler (BM) üyesi 193 ülke ile BM gözlemci statüsündeki 2 devleti (Vatikan ve Filistin) kapsamaktadır. Tanınmayan devletler veya diğer organizasyonlar dahil edildiğinde bu sayı 208'e kadar çıkabilmektedir.
En son aldığımız rakamlara göre Türkiye'de 81 il, 922 ilçe ve 386 belde bulunmaktadır.
Yüksel Ercan, bu verdiğin rakamların Ankara ile ne ilgisi var” şeklinde bir soru gelebilir.
İşte dünyada var olan devletler ile birlikte Türkiye’deki tüm yerleşim merkezlerinde sabah uykusundan uyanıp gözlerini açan hemen herkes öncelikle “Ankara’da neler oluyor?” sorusuna cevap bulmaya çalışır.
Böyle bir noktada pek çok tanıdığımız Ankara’yı “ tam bir bürokrasi ve bürokrat kenti” olarak kabul eder.
Devleti yöneten siyasi iktidar Ankara’da.
Siyasi İktidarın bakanlar kurulu Ankara’da.
Söz konusu bakanlar kurulu bünyesindeki bürokratlar da Ankara’da.
Dolayısı ile yurt içinde ve yurt dışında kimin işi varsa gideceği yer öncelikle Ankara’dır.
Anadolu’nun herhangi bir kentinde yine herhangi bir kurumda işe başlayan memurun tek hedefi görev yaptığı kurumun merkezi Ankara’ya gidebilmektir.
Var olan STK’ların il ilçe ve beldelerinde görevli bir başkanda o STK genel merkezinin bulunduğu Ankara’da görev almak ister.
İl
İlçe
Ve beldelerdeki
Belediye başkanlarının yetkisi ve rahatları, etki alanları kimse de yok.
Ancak söz konusu belediye başkanları da ilk fırsatta TBMM’de bulunan 600 milletvekilinin arasına kendilerini de atabilmek için yanıp tutuşurlar.
Peki herkesin rahatı bu kadar yerinde iken nedir bu Ankara merakı?
Cevap basit..
Ankara var olduğu günden itibaren hiçbir şekilde yetkisini diğer şehirler ile paylaşmıyor.
Geçmişe doğru bir bakın.
Seçim öncesi iktidara gelme niyeti olan tüm siyasi partiler ağız birliği etmişçesine “İktidara geldiğimizde Ankara’nın yetkilerini büyük ölçüde yerel merkezlere devredeceğiz “ sözünü verirler.
Biz bu zamana kadar herhangi bir iktidarın yetkisini yerel merkezlere devrettiğini görmedik.
Aksine yerel yönetimlerin var olan yetkilerinin önemli bir kısmını da belli zaman aralıklarında yavaş yavaş Ankara’ya aldılar.
Bu yüzden Anadolu’nun her hangi bir bölgesinden kafasını kaldıran herhangi bir vatandaşın “Ankara Ankara güzel Ankara/Seni görmek ister her bahtı kara” nakaratını sürekli tekrar etmesi boşuna değildir.
Nasıl etmesin ki??