Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik sıkıntının ekonomiden sorumlu damat bakanın gözünden değerlendirdiğimizde her geçen gün daha da daralan bu sıkıntıyı dalgaya alarak aşabiliriz.


Yaşanan bu sorunun geçici olduğunu söyleyen bakan ve iktidarın sözcülüğünü üstlenen Bahçeli, adı gibi Devletin ve bu Devleti oluşturanların yani halkın gündeminde böyle bir şey olmadığını başta muhalefet olmak üzere dünyadaki ekonomi uzmanlarının gelişen Türkiye'ye kıskandıkları için iftira attıklarını belirtmelerinin biraz da haklı yönü var.


Çünkü gelişiyoruz diye bütün paramızı yerli üretime, tarıma, bilime, teknolojiye yatırmaktansa betonlaştırıp göklere çıkardığımız inşaat sektörünün birer eseri olan gökdelenlerdir asıl ekonomik sıkıntıyı yaşayanlar.


Orta direk diye anılan ve bir simide mahkûm olan halkın değil de bu halka iş, aş sağlayan iş adamlarıdır asıl ekonomik sıkıntıyı yaşayanlar. Bunun kanıtı da simit sarayını kurtarmaya çalışan devletin bankası olan Ziraattan sonra Halk Bankası da gökdelen kurtarmaya aday olmuş ve bu gökdelenlerin sahiplerini kurtarmaya çalışacakmış.


Şaka sanmayın simit sarayından sonra ülkenin ve Avrupa'nın en yüksek binası olan Safir gökdeleni girdiği ekonomik sıkıntıyı aşmak için satılığa çıktığı" biz devletiz" diyen Devletimizin büyükleri ise Ziraat ve Halk bankası aracılığıyla simit sarayı taktiği Safir'i de kurtarma yoluna gidip halkın parasıyla Safir'e talip olduğunu öğreniyoruz. Bunu duyan birçok gökdelenin de emlakçılara düşerek o muhteşem görüntülerinin üzerine "Satılıktır" levhaları astıklarını görüyoruz. 


Ekonominin iyi olduğu, kasanın dövizle dolu olduğunu, kur'un damat bakan tarafından dalgaya alındığı ülkemde "Evet ekonomik sıkıntı yok canım, simit sarayı gibi gökdelen de alırız ve sorun biter". 


Zira deprem olmasa da iyidir denen ekonominin orta direği yıkıp sıranın gökdelenlere geldiğini "Satılıktır" levhalarının asıldığı gökdelenlerden daha iyi anlıyoruz.