Çoğu insan 25 yaşında ölür, 75 yaşında gömülür...

Bu söz ilk bakışta anlamsız gibi görünse de, aslında oldukça derin manalar içermekte...

...

Ölüm denilen hadise, yalnızca nefesin kesilmesi ya da kalbin durması demek değildir; tıpkı yaşamanın sadece nefes almak olmadığı gibi...

Umudunu kaybetmiş ve gelecekten beklentisi kalmamış nice insan var ki, nefes alıyor olsalar bile hepsi birer ölüdür.

Ölüm kaçınılmaz gerçek olsa da, yaşamak nasip işidir...

İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış...

Güçlü bir hayali olmayan, hayalini gerçekleştirmek için bir nedeni kalmayan ve hayali için gerçek manada mücadele etmeyen insan, nefes alıyor olsa da ölüdür...

Nefes alıyorsan umut vardır; umudun yoksa nefes almanın ne anlamı var...

...

En çok yaşayanlar, en uzun ömürlü olanlar değil, hayatın hakkını en iyi şekilde verenlerdir...

Sakın nefes alıyorsun diye yaşadığını sanma; ana rahmindeki bebek de nefes alıyor, ölüm döşeğindeki insan da, yatağında uyuyan da, Filistindeki çocuklar da, yavrusunu yitirmiş analar da, rızkını çöplerde arayan babalar da...

Nefes almak bir reflekstir, ama yaşamak irade ister...

...

Ruhunuz açsa, kaygılarınız varsa, sağlığınız bozuksa, kafanız karmakarışıksa, heyecanınız bitmişse, hedefiniz yoksa, siz aslında nefes alan kadavradan başka birşey değilsiniz...

...

Murat Bozoğlu'nun dediği gibi;

"Sadece nefes almak değildir yaşamak; gülümsemektir, gezmektir, hayal kurmak, mutlu olmaktır yaşamak...

Suların sesini, kuşların cıvıltısını duymak, çiçeklerin kokusunu hissetmektir yaşamak...

Yollara, ağaçlara, yıldızlara, denize gökyüzüne aşık olmak, iki gözün hakkını verebilmek, bütün ruhunla hayata dokunabilmektir yaşamak..."

Yaşamak yan gelip yatmak değildir, yaşamak için savaşmak gerekir. Nasıl ki yolda olmak yolcu olmak değilse, yaşamak da sadece nefes almak değildir.

...

Etrafında ve Dünyada olup bitene tepkisiz kalmak da değildir yaşamak. Hepimiz bitkisel hayatta gibiyiz; Filistinde ve dünyanın başka yerlerinde olanlara karşı tepkisiziz. Bilinç yok, tepki yok, eylem yok, öfke yok, kısacası yaşama dair hiçbir belirti yok, ama nefes alıyoruz. Kısacası biyolojik olarak yaşıyoruz, ama ruhen ölüyüz...

...

Aslında en büyük sorunumuz, "amaç" kavramından uzaklaşmış olmamızdır. Dünyaya geliş gayemizden uzaklaştıkça, yaşamaktan da uzaklaşıyor, sadece nefes alıyoruz; tıpkı hayvanlar ve bitkiler gibi...

Oscar Wilde Yaşamak çok nadir rastlanan bir şeydir, çoğu insan sadece var olur” diyor.

O halde kendimize şu soruyu sormalıyız;

Yaşıyor muyum, yoksa sadece nefes mi alıyorum?

Son sözü Şair Ümit Yaşar Oğuzcan söylesin;

Kimine çözülmeyen kördüğümdür yaşamak,

Kimine yaşadıkça bir ölümdür yaşamak,

Varoluşun gizine erenler için,

Ölmezlik kitabında bir bölümdür yaşamak...