Belli zamanlarda utulmasını önlem amacı ile bu sütunlarda hatırlatma yaparız.

Osmanlı’nın en kuvvetli ve görkemli dönemlerde olduğu dönemlerde sınırları 28 milyon kilometrekareye kadar yükselmişti.

Bugün ki 780 bin 576 kilometrekareye baktığımızda 28 milyon kilometrenin ne kadar büyük olduğunu kolaylıkla anlayabiliriz.

Sonrası malum.

Toprak kaybede kaybede sınırlarımızın her geçen gün daraldığı zamanlar.

Bizim bıraktığımız topraklarda kurulan yaklaşık 30 adet yeni devlet.

Osmanlı bakiyesi 780 bin 576 kilometrekare büyüklüğündeki Türkiye Cumhuriyet’ ide yerle yeksan edilmek üzereydi.

Emperyalist güçler son vatan topraklarımızı da ele geçirmek Türk milletini bu coğrafyadan sürüp atmak için var güçleri ile saldırmaya başlamışlardı.

İşte tam bu sıkıntılı günlerde Türk milletinin bağrından Mustafa Kemal ATATÜRK isminde bir kahraman çıktı ve Türk milletinin tarih sahnesinden silinmesinin önüne geçti.

Bizimde sınırları içerisinde yaşadığımız coğrafya gerçekten sorunlu.

Savaşların bir türlü sona ermediği üstelik söz konusu savaşların nerede ise sadece sınır komşuları ile yapılığı bir savaştan bahsediyoruz.

İsrail destekli ABD’nin Ortadoğu coğrafyasındaki enerji kaynaklarının tamamını kendisine almak için dünyanın bir ucundan çıkıp bizim sınırlarımızın hemen yanı başındaki devletlere saldırması yeni bir hadise değil.

ABD savunmasını çok ama çok ilerilerde kuruyor.

Kendi ülkesindeki insanların daha rahat bir yaşam sürmesi adına dünyanın başka ülkelerini yakıp yıkmaktan kana bulamaktan bir gün bile geri durmuyor.

Venezuela devlet başkanın bir gecede kendi ülkesindeki konutundan kaçırmasından hemen sonra ABD bu kez hedefe İran’ı koymuş durumda.

Son dönemlerde “Asla olmaz” diye düşündüğümüz ne varsa hemen hepsi oluyor.

Bu taraflarda bir kitle “ABD yada İsrail İran’a saldıramaz zira İran başka ülkelere benzemez” şeklinde söylemlerde bulunuyorlardı.

Maalesef ABD ve İran silahlı kuvvetleri İran’a saldırdı.

İran’ın çok sayıda üst düzey yöneticisi yapılan saldırılarda hayatını kaybetti.

Takip ettiğimiz haber kanalları da İran’ın yapılan saldırılara karşı cevap verdiklerini söylüyorlar.

Hangi haber doğru?

Bizde şaşırmış vaziyetteyiz.

Bir gün önce “öldürüldü” denilen bir siyasetçinin ertesi gün hayatta olduğu haberi veriliyor.

Tam bir karmaşa.

Tam bir kafa karışıklığı.

Savaşın durup durmayacağı duracaksa nerede sona ereceğini bilmek şimdiden zor.

Ancak bizim bu durumda yön tayinini çok iyi yapmamız gerekiyor.

Türkiye komşuları ile iyi geçinmek zorunda.

Geçinirken de onların toprak bütünlüğünün sağlanması noktasında siyaset yapmak durumundadır.

Dünyanın öbür ucundan çıkıp okyanusu aştıktan sonra bizimde yaşadığımız coğrafyadaki ülkelere saldırılmasının iki sebebinden birisi yukarıda da bahsettiğimiz bu bölgedeki enerji kaynaklarıdır.

Diğeri de İsrail’i düşmansız kılacak bir coğrafya inşa etmek.

Biz bu duruma elimizden geldiği ölçüde “dur” demeliyiz.

Yani yön tayinini iyi yapmalıyız.

Aksi takdirde “Tek dişi kalmış canavar” diye bildiğimiz emperyalist güçlerin İran sonrası bizimde kapımıza dayanacakları gün gibi aşikar.

Yön tayinini yanlış yaptığımızda olacaklara da razı olacağız.

Aman dikkat..