Yazık…
Çok yazık.
İnsan en çok da kendine geç kalınca yanıyor.
Sevdiklerine değil, kendine yaptığı haksızlık yakıyor içini.
Birini kırmak kolaymış da, insanın kendi vicdanına çarpması zor oluyormuş.
Yazık…
Göz göre göre sustuğumuz gerçeklere yazık.
Kalbimiz “gitme” derken gururumuzun “dönme” deyişine yazık.
Bir mesajı yazıp silen parmaklara,
Arayıp da kapatan yüreklere yazık.
Bir zamanlar bir çayın buharında huzur bulan iki insan,
Şimdi aynı şehirde birbirine yabancı.
Aynı gökyüzüne bakıp farklı yalnızlıklar yaşıyor.
Biri unutmaya çalışıyor,
Diğeri unutulmamaya.
Yazık…
Sevmeyi bilip sahip çıkamayanlara yazık.
Affedebilecekken inat edenlere yazık.
Bir kalbi kırınca sadece bir insanı değil,
Bir duayı da kaybettiğini bilmeyenlere yazık.
En acısı ne biliyor musun?
Her şey düzeltilebilecekken susmak.
Bir adım atılsa kavuşulacakken beklemek.
“Nasıl olsa o gelir” deyip,
Gitmek zorunda bırakmak.
Yazık…
Çok yazık.
Ama en büyük yazık ne biliyor musun?
İnsanların birbirine değil, egosuna sadık kalması.
Sevginin değil, gururun kazanması.
Bir özrü yutamayıp koca bir hayatı yutmak zorunda kalmak.
Bir kalp düşün…
İçinde hâlâ aynı isim çarpıyor ama dili inkâr ediyor.
Geceleri dua edip gündüzleri inkâr eden insanlar var bu şehirde.
Sokaklar kalabalık, yürekler ıssız.
Yazık…
Birbirimizi yanlış zamanlarda tanımamıza yazık.
Doğru insanı, yanlış gururla kaybetmemize yazık.
Birinin “kal” demesini beklerken
İkimizin de sessizce gitmesine yazık.
Ve bir gün…
Telefon rehberinde silmeye kıyamadığın o isim,
Artık arayamayacağın bir hatıraya dönüşür.
İşte o an anlarsın;
Bazı kayıplar kavga yüzünden değil,
Suskunluk yüzünden olurmuş.
Yazık…
Çok yazık.
Çünkü sevda ölmez,
Sevda ihmalden çürür.
Ve insan, en çok da kendi elleriyle yıktığı mutluluğun enkazında kalır.
Ama hikâye burada bitmez…
Bir gün bir şarkı çalar bir yerde.
Belki bir takside, belki bir kahvede.
O an kalbin hiç beklemediğin yerinden sızlar.
Unuttum sandığın ne varsa,
Bir nakaratla geri döner.
Yazık…
Zamana bırakıp da zamanın merhametli olacağını sanmamıza yazık.
Oysa zaman sadece unutturmaz,
Aynı zamanda uzaklaştırır.
İnsan bazen affetmek ister ama gururu izin vermez.
Bazen dönmek ister ama yüzü kalmamıştır.
Bazen de çok geç kalmıştır.
Ve en acısı…
Karşındaki hâlâ seni seviyor olabilir.
Ama artık seninle savaşacak gücü kalmamıştır.
İşte o zaman anlarsın;
Sevgi bitmez,
Dayanacak güç biter.
Yazık…
Birbirimizi sevdiğimiz hâlde kavuşamayışımıza yazık.
Birbirimizin yarası olduğumuzu bile bile susuşumuza yazık.
Bu kadar yakınken,
Bu kadar uzak oluşumuza yazık.
Ve son olarak şunu fısıldar insan kendi içine:
“Keşke biraz daha cesur olsaydık.”
Ama hayat “keşke”yi affetmez
Hayat, susanı da, gurur yapanı da
Aynı yalnızlıkta eşitler.
Yazık…
Çok yazık.
Bir adım atamadık, gurura sığındık,
Sevdayı susturup kader diye andık.
Oysa bir “kal” desek bahar olacaktı,
Yazık… Kendi elimizle yandık.
Yazık..Çok yazık
MEHMET HATİP DENEK
Yorumlar