Türkiye derin ve karanlık bir dehlizden geçiyor. Etrafımızda bizi kuşatan Büyük İsrail Projesi, bu projenin Arap işbirlikçileri, ayrılıkçı Kürt toplulukları, bizi göç edip geldiğimiz coğrafyadan koparmaya uğraşıyor, kandaşlarımız ile aramıza ciddi siyasi sınırlar koyuyor.
Görünen o ki Asya ve Avrupa’da insanlık tarihinin en büyük sınavı Asya steplerinde doğan insanlık ve huzurlu yaşayabilme iradesi ile kendini gösteren Türk ve Türk gibi töresi ile, çağlar içerisinde ihanet, adam satma yeteneklisi çakma devletler, insanların dinini sömürerek ayakta duran küçük krallıklar, ilk Türk Göçünden bu yana adaletten ve hukuktan rahatsız olan şehir beyliklerinin Avrupa’da kurduğu sözde büyük devletleri, Vatikan gibi sermaye odaklarının kirli ve sadece hakim sınıfların hakkını savunan insanı sadece köle hali ile seven rezil düşüncesi arasında bir savaş olarak sonuçlanacak.
Bu kaçınılmaz savaş neredeyse insanlık tarihinin son on beş bin senesinin hesabı olarak sonlanacak.
Yerleşik yaşam, dinler tarihi konusunda bize anlatılan, tarihte ciddi zaman atlamalarının olduğu, geçerli kabul edilen tarihin Anglo-Sakson ve katolik dünya penceresinden bakılan bir tarih olduğu, artık cesur tarihçiler ve bilim adamları tarafından itiraf ediliyor.
Göbeklitepe, karahantepe, boncuklutarla, çakmaktepe buluntuları, derin zaman katlantıları arasında insanlığın yerleşik yaşamı ile uyumsuz bir tarihi gerçekle bizi yüz yüze getiriyor.
Bu buluntuların neredeyse tamamında Anadolu’da bilinmeyen, sadece Türklerin yaşadığı coğrafyalara ait alet ve edevatın, simge ve şekillerin bulunması Anadolu’ya ve dünyaya Türklerin çok daha önce en az bir kez daha geldiğini gösteriyor.
En önemlisi proTürklerin içinde bulunulan çağdan çok daha ileri oldukları gerçeği tüm tarihi hipotezleri çöpe atıyor.
Dünya kadim tarihinde neredeyse her üç-beşbin senede bir ciddi rejim ve yaşam değişikliklerinin olduğunu görüyoruz.
Çağlar arasındaki derin zaman geçişlerini belkide bu nedenle çağları uzatarak çözüyoruz.
Oysa görünen o ki çağlar değil iyi ile kötü arasında neredeyse çoğunda Türklerin olduğu iyi ile organize bir kötülüğün savaşı aslında Asya ve Avrupa tarihi. Dünyaya bu derinlikten bakınca, rejimlerin yönetim biçimlerinin, yaşamı kavrayabilme mücadelesinin pek de anlamının kalmadığını görüyorsunuz.
Çünkü bu yeni tarih okuyuşunda dünyanın içine sürüklendiği girdaptan tek çıkışının Türk töresi ya da Türkler gibi olabilen gelişmiş dünya ulus ya da uluslarının olabileceğini net bir şekilde görebiliyorsunuz.
Artık gerek Avrupa’da gerek ise Asya’da daha doğrusu dünya üzerinde, dünyayı bir süredir idare eden siyasi rejimlerin, yönetim biçimlerinin birer birer yok olduğunu görüyoruz.
Sosyalizm ya da kötü yönetimi adı ile komünizmin çöküşü, kapitalizmin tek kutupluluk şansına rağmen hızla dağılıyor olması, dini rejimlerin artık halkları yok eden yapısı, aslında yeniden dünyanın bir kaosa doğru sürüklendiğini, safların belli olduğunu gösteriyor bize.
Bunu gören Amerika ve Avrupa problemi ve sonu geciktirmek için dünyayı küçük şehir devletleri haline getirmeye çalışıyor.
Çünkü kötülük ve hükmedenlerin gücü ancak bu şekilde uzun asırlar sürebilir. Karşısında kurulabilecek ittifaklar ve büyük hanlıklar da bu şekilde engellenebilir.
Uzun bir süredir uykuda olan ve genetik kodlarında ne yapacağı belli ve seçilmiş ırklar ise bunun karşısında şimdilik suskunluğunu koruyor. Ama büyük bir karşılaşma için geriye sayım çoktan başladı.
Biz Türkleri ilgilendiren, bu savaş bizim ile kötülük arasında mı?
Yoksa bir başka güç nedeniyle bizim de kötü grupta kalmamız mı?
Bu dünyanın kaderini birkaç kez değiştirmiş Türkler için ya son ya da başlangıç. Yani Yeni dünya için ya Türkler olacak ya da Türkler olmadan dünya olacak.