Bir önceki yazıda eğitimin sadece okuldan ibaret olmadığını, çevrenin de en az öğretmen kadar etkili olduğunu dile getirmiştik. Ancak görüyoruz ki hâlâ eksik kalan, üzerinde durulması gereken birçok yön var. Bu yazıda o eksikleri biraz daha derinlemesine ele almak gerekiyor.
Her şeyden önce, ailelerin eğitim konusundaki bilinç düzeyi hâlâ istenilen seviyede değil. Çocuk sadece okula gönderilerek sorumluluğun tamamlandığı düşünülüyor. Oysa eğitim, evde başlar ve hayat boyu devam eder. Aile, çocuğun ilk öğretmenidir. Onun konuşma biçimi, davranışları, hayata bakışı; hepsi çocuğun karakterine yansır. Bu noktada eksik olan şey, ebeveynlerin çocuklarıyla daha fazla iletişim kurması ve onları sadece akademik başarıyla değerlendirmemesi.
Bir diğer önemli eksik ise sosyal çevrenin etkisinin hafife alınmasıdır. Sokak, arkadaş grubu ve hatta dijital ortamlar çocukların kişiliğini şekillendiren en güçlü alanlardan biridir. Eğer bu alan kontrolsüz bırakılırsa, okulda verilen eğitim ne kadar güçlü olursa olsun yetersiz kalabilir. Bu nedenle çevrenin, özellikle de arkadaş seçimlerinin bilinçli yapılması konusunda çocuklara rehberlik edilmesi gerekir.
Mahalle kültürünün zayıflaması da eğitimin önündeki görünmeyen engellerden biridir. Eskiden bir çocuk sadece ailesine değil, bulunduğu mahalleye de emanetti. Yanlış bir davranış yaptığında sadece ailesi değil, çevresindeki büyükler de onu uyarırdı. Şimdi ise herkes kendi içine kapanmış durumda. Bu kopukluk, çocukların kontrolsüz bir şekilde büyümesine zemin hazırlıyor. Oysa toplum olarak yeniden “birbirimizin çocuğuna sahip çıkma” bilincini kazanmamız gerekiyor.
Medyanın ve teknolojinin etkisi de göz ardı edilmemelidir.

Çocuklar artık kitaplardan çok ekranlarla büyüyor. Bu durum, onların hem dikkatini hem de düşünme biçimini etkiliyor. Burada çevrenin görevi, teknolojiyi tamamen yasaklamak değil; doğru ve bilinçli kullanımı öğretmektir.

Aksi hâlde teknoloji, eğitimin destekçisi değil, engelleyicisi hâline gelir.
Son olarak, eğitim sadece bilgi yüklemek değildir; aynı zamanda ahlak, değer ve vicdan kazandırmaktır. Bu noktada çevre, çocuğa rol model olmalıdır. Büyüklerin saygı, dürüstlük ve merhamet gibi değerleri yaşayarak göstermesi gerekir. Çünkü çocuklar söyleneni değil, gördüğünü öğrenir.
Özetle, eğitimin eksik kalan yönlerini tamamlamak istiyorsak; aileden mahalleye, arkadaş çevresinden dijital dünyaya kadar herkes üzerine düşeni yapmalıdır.
Unutulmamalıdır ki bir çocuğu yetiştirmek, sadece bir ailenin değil, bir toplumun sorumluluğudur.