Kahrolası kötülük…
İnsanın içine bir kere düştü mü, ne vicdan bırakıyor ne umut…
Bakıyorsun yüzlere; herkes gülüyor ama herkes biraz kirlenmiş.
Kimisi üç kuruş için satıyor insanlığını, kimisi bir koltuk uğruna ezip geçiyor yılları…
Ve en acısı da ne biliyor musun?
Kötülük artık gizlenmiyor…
İnsanlar utanmadan kırıyor birbirini.
Bir zamanlar bir selamın hatırı vardı.
Şimdi selam verenin bile ardında hesap aranıyor.
Dostluk menfaat olmuş, sevda yalan…
Kimse kimsenin yarasına merhem olmuyor artık.
Herkes birbirinin canını nasıl yakacağını düşünüyor.
Kahrolası kötülük…
Bir annenin gözyaşında var senin izin,
Bir yetimin sessizliğinde,
Bir garibin boş sofrasında…
Bir insanın gece yastığa başını koyup da
“Ben neden bu kadar yalnız kaldım?” diye ağlamasında sen varsın.
İnsan bazen bağırmak istiyor gökyüzüne:
“Bu kadar mı öldü merhamet?” diye…
Çünkü iyilik yapan yoruluyor artık,
Temiz kalan kırılıyor,
Sevmeyi bilen kaybediyor.
Ve biliyor musun…
İnsan en çok da iyi niyetinden vuruluyor bu hayatta.
Birine yüreğini açıyorsun, gelip tam ortasına hançer bırakıyor.
Birinin derdini sırtlanıyorsun, gün geliyor seni yük görüyor.
Fedakârlık yapıyorsun, nankörlükle karşılaşıyorsun.
Sonra insanlar soruyor:
“Neden kimse eskisi gibi değil?” diye…
Çünkü herkes biraz öldü içinde.
Kötülük artık sadece sokaklarda değil…
Evlerin içinde, dost sofralarında,
Kardeş konuşmalarında bile var.
Bir insanın yüzüne bakıp gülümseyip,
Arkasını döner dönmez kuyusunu kazanlarda var.
Ne garip dünya…
İyi insanlar hep kaybetmeye mahkûm gibi.
Hep onların kalbi kırılıyor,
Hep onlar gece kimse duymasın diye sessiz ağlıyor.
Çünkü kötüler güçlü görünür bu düzende.
Bağıran haklı sanılır,
Kıran cesur sayılır.
Ama kimsenin görmediği bir şey var…
İçinde kötülük taşıyan insanın gecesi huzurlu olmaz.
Yastığa başını koyduğunda kendi vicdanı kemirir onu.
Ne kadar kaçarsa kaçsın,
İnsan en sonunda kendi karanlığına yakalanır.
Kahrolası kötülük…
Sen yüzünden insanlar dua etmeyi bile korkarak öğreniyor.
Çünkü herkes birinden darbe yemiş.
Kimi sevdiğinden,
Kimi kardeş bildiğinden,
Kimi de uğruna ömrünü verdiğinden…
Bir zamanlar kalpten seven insanlar vardı.
Şimdi çıkarı kadar yaklaşanlar kaldı.
Herkes birbirine “canım” diyor ama
Kimse kimsenin canını düşünmüyor.
Sözler büyüdü, duygular küçüldü.
Sadakat öldü…
İnsanlık sessizce toprağa gömüldü sanki.
Bir de şu var…
Kötülük bulaşıcı olmuş bu çağda.
Bir insan kırılıyor, gidip başkasını kırıyor.
Canı yanan merhametsizleşiyor,
Aldatılan güvenmeyi bırakıyor,
Yalnız kalan taş kesiliyor zamanla…
Sonra dünya, duygusuz insanların çöplüğüne dönüyor.
Kimse kimsenin içindeki savaşı bilmiyor artık.
Bir adam gülüyor mesela…
Ama içinde kıyamet kopuyor.
Bir kadın “iyiyim” diyor,
Ama geceleri sessizce dağılıyor.
Ve insanlar bunu görmek yerine
Birbirinin yarasına tuz basıyor.
Bazen düşünüyorum…
Belki de cehennem ateşten değildir.
Belki cehennem;
Güvendiğin insanların seni yarı yolda bırakmasıdır.
Belki bir insanın içinde taşıdığı kırgınlık,
Bin yangından daha çok yakıyordur.
Ama yine de…
Ne kadar karanlık olursa olsun dünya,
İçimde küçücük bir şey direniyor.
Her şeye rağmen iyi kalmaya çalışan o yorgun tarafım…
Çünkü biliyorum;
Bu dünya kötülükle ayakta durmaz.
Bir gün bir yetimin duası,
Bir annenin gözyaşı,
Bir mazlumun ahı
Yerle bir eder bütün sahte saltanatları.
Ve o gün geldiğinde…
Parasıyla büyüyenler değil,
Vicdanıyla yaşayanlar kazanacak.
Çünkü insanı insan yapan şey;
Ne gücü, ne makamı, ne de dili…
Sadece kalbidir.
Kalbi çürüyen herkes,
Aslında çoktan kaybetmiştir zaten…
Ve kahrolası kötülük…
Bir gün kendi karanlığında boğulacaktır…
Kahrolası kötülük.
MEHMET HATİP DENEK
Yorumlar