İçimdekileri nereden bileceksin?

Ben her “iyiyim” dediğimde gerçekten iyi olduğumu mu sandın?
Gülümseyince dertlerimin bittiğini,
sustuğumda hiçbir şey hissetmediğimi mi düşündün?

Oysa insan bazen en büyük savaşlarını sessiz verir.
Kimseye anlatamadığı kırgınlıklarla yaşar.
Gece herkes uyurken, yastığına başını koyduğunda içinden geçenleri bir tek kendisi bilir.
Gündüz yüzüne bir tebessüm iliştirir, hayatına devam eder ama içinde kimsenin görmediği yaralar taşır.

İçimdekileri nereden bileceksin?

Ben kaç gece geçmişi düşünerek uyuyamadım,
kaç defa kalbim kırıldığı hâlde belli etmedim,
kaç kişiyi kaybetmemek için kendimden vazgeçtim...
Bunları sana hiç anlatmadım ki.

Sen dışarıdan gördüğün adamı tanıyorsun.
Ben ise içimde yıllardır taşıdığım yükleri...
Bir tebessümün arkasına saklanan hüznü,
bir sessizliğin içine gömülen çığlıkları,
kimsenin fark etmediği yorgunlukları...

Belki beni bir kalabalığın içinde gülerken gördün.
Belki herkese yardım etmeye çalışırken,
herkese yetişmeye uğraşırken gördün.
Ama bilmedin...
İnsan bazen en çok gülerken ağlıyormuş içinde.
En çok konuşurken yalnız kalıyormuş.
En güçlü görünürken en ağır yükleri taşıyormuş.

Ben her kırıldığımda biraz daha sustum.
Her hayal kırıklığında biraz daha içime çekildim.
Kimse üzülmesin diye kendi üzüntümü sakladım.
Kimse yük taşımak zorunda kalmasın diye yüklerimi tek başıma omuzladım.

Bazen bir telefon bekledim gelmedi.
Bazen bir "Nasılsın?" sözüne muhtaç kaldım.
Bazen de en çok değer verdiklerimin sessizliğiyle sınandım.
Yabancıların yaptıkları unutuluyor belki ama,
sevdiklerinin eksikliği insanın içine işliyor.

Öyle zamanlar oldu ki...
Bir omuz aradım, bulamadım.
Bir dost sesi duymak istedim, duyamadım.
Kalbimde kopan fırtınaları anlatacak bir liman aradım,
ama kendi sessizliğimden başka sığınacak yer bulamadım.

İnsan bazen konuşmaz.
Çünkü anlatacakları kelimelere sığmaz.
Bazen öyle yaralar vardır ki görünmez,
ama her gün biraz daha can yakar.
Bazen öyle özlemler vardır ki anlatılmaz,
ama her gece gelip insanın yüreğine oturur.

Sonra anladım ki...
Bazı acılar paylaşılmıyor.
Bazı gözyaşları kimse görmeden akıyor.
Bazı savaşlar alkışsız kazanılıyor.
Ve bazı insanlar, dimdik ayakta durdukları için güçlü sanılıyor.

Oysa kimse bilmiyor...
Kaç kez yıkılıp yeniden ayağa kalktığımı,
kaç hayalimi sessizce toprağa gömdüğümü,
kaç defa içimdeki fırtınaları susturup yoluma devam ettiğimi...

İnsan zamanla değişmiyor aslında.
Sadece daha çok susmayı öğreniyor.
Daha çok içine atmayı,
daha çok yalnız yürümeyi öğreniyor.

Şimdi dışarıdan baktığında sakin bir adam görebilirsin.
Belki güçlü,
belki umursamaz,
belki de hiçbir şeyi kafasına takmayan biri...

Ama içimde kaç fırtına dindi,
kaç yara kabuk bağladı,
kaç umut kırıldı,
kaç gece sabaha kadar gözlerim tavanda kaldı,
bunu bir ben biliyorum.

Bu yüzden kimsenin hayatına uzaktan bakıp hüküm verme.
Kimin ne yaşadığını,
hangi acıyla ayakta durduğunu,
hangi yarasını saklayarak gülümsediğini bilemezsin.

Çünkü bazı insanların yüzünde gülümseme vardır,
ama içinde fırtınalar kopuyordur.

Ve sen...

İçimdekileri nereden bileceksin?

Ben bile bazen kendime anlatamazken...

Mehmet Hatip Denek