İnsan, bu dünyaya sadece yaşamak için değil; yaşatmak, sevmek ve gönüller yapmak için gönderildi. Ömür dediğimiz yolculuk, ne kadar mal biriktirdiğimizle değil; kaç gönülde iz bıraktığımızla anlam kazanır. Gün gelir sahip olduğumuz her şey geride kalır; fakat iyiliklerimiz, güzel sözlerimiz ve dokunduğumuz yürekler yaşamaya devam eder.
Bir gönlü kazanmak, dünyanın en büyük servetinden daha değerlidir. Çünkü gönül, Allah'ın nazargâhıdır. Kırılan bir kalbi onarmak, umutsuz bir yüreğe umut olmak, darda kalan bir insana el uzatmak; bazen yıllarca yapılan ibadet kadar kıymetlidir. Gönüllere giden yol ne güçten geçer ne de zenginlikten... O yolun anahtarı samimiyet, merhamet ve sevgidir.
Bugün insanlar birbirini dinlemekten çok yargılıyor, anlamaktan çok kırıyor. Oysa insanı yücelten, haklı çıkması değil; gönül almasını bilmesidir. Sert sözler duvar örer, güzel sözler ise köprü kurar. Bir tebessüm, bir selam, içten edilen bir dua bazen karanlığa gömülmüş bir hayatı yeniden aydınlatabilir.
Hayat, kin taşımak için çok kısa; affetmek için ise yeterince uzundur. Kırgınlıklar insanın omzuna yük olur, sevgi ise ruhunu hafifletir. Gönül yapan insan, yalnız insanların değil, kendi kalbinin de huzurunu inşa eder. Çünkü iyilik önce onu yapanın yüreğini güzelleştirir.
İnsanların kusurlarını büyütmek kolaydır; zor olan, kusurların arasındaki güzelliği görebilmektir. Bir çiçeğin dikenine değil, kokusuna bakabilenler; insanın hatasına değil, yüreğine bakmayı öğrenenlerdir. İşte gerçek olgunluk budur.
Unutmayalım ki dünya, kırgınlıklarımızı büyütecek kadar uzun değildir. Bugün kırdığımız bir gönülden yarın helallik istemeye fırsat bulamayabiliriz. Bunun için sevdiklerimize sevgimizi söylemekten, özür dilemekten, affetmekten ve gönül almaktan çekinmeyelim.
Ne mutlu arkasında kırık kalpler değil, edilen dualar bırakanlara… Ne mutlu makamıyla değil, merhametiyle hatırlananlara… Ne mutlu bir insanın gözyaşını silebilen, umudunu yeşertebilen ve gönlünü kazanabilenlere…
Gelin; sevgiyi çoğaltalım, merhameti paylaşalım, iyiliği ertelemeyelim. Bir yetimin başını okşayalım, yaşlının elini tutalım, darda kalanın yükünü hafifletelim. Çünkü bazen küçücük bir iyilik, bir insanın bütün hayatını değiştirebilir.
Biz bu dünyaya gönüller kırmaya değil, gönüller yapmaya geldik. Arkamızdan bırakacağımız en değerli miras; malımız, makamımız ya da ismimiz değil, kalplerde bıraktığımız sevgidir. İnsan fanidir, ömür fanidir; fakat gönüllere ekilen sevgi tohumları nesiller boyu yaşamaya devam eder.