Değme felek…
Zaten hayatın yükünü omuzlarım zor taşıyor. Bir de sen dokunma yaralarıma. Bir de sen sınama beni, alma elimden tutunduğum son dalı.
Ben senden çok şey istemedim. Ne saraylar kurdum hayalimde, ne de ömrüm boyunca yüzüm gülsün dedim. Biraz huzur, biraz vefa, birkaç güzel insan yeterdi bana. Ama sen nedense hep en kıymet verdiklerimden vurdun beni.
İnsan her acıya alışıyor da, değer verdiği insanların değişmesine alışamıyor. Dün “yanındayım” diyenlerin bugün yabancı gibi bakması var ya… İşte insanı en çok o sessizlik üşütüyor.
Nice geceler sabaha kadar içimde kopan fırtınaları kimseye anlatmadan sustum. Gözümden akan yaşın hesabını kimseye vermedim. Çünkü öğrendim ki bazı acılar anlatılınca hafiflemez; insanın içinde daha da büyür.
Değme felek…
Bırak biraz da yüzümüz gülsün. Bırak kaybettiklerimizin ardından değil, kazandıklarımızın yanında yürüyelim. Bir sabah uyandığımızda içimizde “Bugün güzel olacak.” diyebilecek kadar umut olsun.
Çünkü biz yorulduk… Ama tükenmedik.
Kırıldık… Ama insanlığımızdan vazgeçmedik.
Ağladık… Ama kimsenin gözyaşına sebep olmamaya çalıştık.
Sen bana ayrılıkları da öğrettin, beklemeyi de… Susmayı da öğrettin, kimseye anlatmadan ağlamayı da… En önemlisi, kimin gerçekten yanımda, kimin sadece yanımdaymış gibi durduğunu öğrettin.
Meğer insanın etrafında kalabalıkların olması yalnız olmadığı anlamına gelmiyormuş. Bazen yüzlerce insanın arasında bir tek gönül arıyormuş insan. Bir “Nasılsın?”ın gerçekten merak edilmesini, bir elin gerçekten tutulmasını, bir sözün yürekten söylenmesini istiyormuş.
Değme felek…
Ben artık senden mucize istemiyorum. Sadece kalan ömrümde kalbimi yoracak insanlardan uzak tut beni.
Giden gitsin…
Kalan gerçekten kalsın.
Seven gerçekten sevsin.
Dost olan dara düştüğümde belli olsun.
Yanımda duran, menfaat bitince kaybolmasın.
Çünkü artık biliyorum; insanın yanında çok insan değil, zor gününde yanında kalan birkaç gerçek insan yeter.
Ben nice şeyleri kaybettim. Ama her kaybın ardından kendimden biraz daha buldum. Her yara bana bir şey öğretti, her gözyaşı biraz daha olgunlaştırdı beni. Her veda, kime güveneceğimi seçmeyi öğretti.
Artık herkesin beni anlamasını istemiyorum. Beni anlayan birkaç yürek yeter. Herkes beni sevsin istemiyorum. Samimiyetini bildiğim birkaç insan yeter.
Değme felek…
Sen elimden çok şey aldın. Sevdiklerimi, umutlarımı, bazı güzel günlerimi… Ama benden bir şeyi alamadın:
Yüreğimdeki iyiliği.
Ben hâlâ güzel bir söze inanıyorum. Hâlâ vefanın değerini biliyorum. Hâlâ bir gönlü incitmemekten daha kıymetli bir şey olmadığını düşünüyorum.
Ne yaşatacaksan yaşat… Ama artık biraz insaf et.
Çünkü insan bazen ağlamaktan değil, hep güçlü görünmek zorunda kalmaktan yoruluyor.
Değme felek…
Bırak artık.
Bırak da geçmişin yaraları kabuk bağlasın. Bırak da gönlümüz yeniden güzel günlere inansın. Bırak da hayat, bir kere olsun bizim yüzümüze de güzel tarafından baksın.
Çünkü felek ne kadar değerse değsin,
insanın gönlündeki ışığı söndürmeye gücü yetmez.
Mehmet Hatip Denek