Peşin peşin yazmakta fayda var.
Hiçbir siyasi partinin kuruluş amacı yapılacak olan seçimlerde ikinci parti, üçüncü parti, dördüncü parti yani muhalefet olmak için değildir.
Siyasetçiler tarafından bir araya gelinip anlaştıktan sonra kuruluş evrakları içişleri bakanlığına teslim edilen bir siyasi parti sadece ve sadece iktidara gelme hedefi ile yola çıkar.
Hayatını kaybeden vatandaşlarımız ile ilgili şöyle bir ifade vardır.
“Siz ne kadar tanınmış ne kadar meşhur birisi olursanız olun cenazenize gelecek cemaatin sayısını o günkü hava şartları tayin eder”
Yani cenaze namazının kılınacağı gün
-Hava çok soğuksa
-Hava çok sıcaksa
-Sürekli kar yağıyorsa
-Bardaktan boşanırcasına yağmur yağıyorsa
-Herkesi ter içerisinde bırakacak kadar bir sıcaklık varsa.
Cenazeye gelmeyi düşünen cemaat bir bakarsınız yarı yarıya düşmüş.
Bu örneği şunun için verdik.
Siyasi partileri siyasetçiler kurar.
Ancak kurulan siyasi partinin iktidar olacağına yada muhalefette kalacağına karar verecek olan sadece ve sadece seçmendir.
1950 yılında geçtiğimiz çok partili siyasi hayatımızın üzerinden çok uzun bir zaman geçti.
Seçmen gönlüne göre gördüğü partileri iktidar yaptı.
Aynı seçmen derdini kendisine anlatamayan yüzlerce binlerce siyasi partiyi tarihin tozlu raflarına gönderdi.
Son günlerde İYİ Parti etrafında dönen ittifak söylemleri üzerine böyle bir yazı yazmak gerekliliği ortaya çıktı.
Bu cenahtaki çok sayıdaki “sempatizan” mutlak suretle İYİ Parti-Zafer Partisi ve Anahtar partinin yapılacak bir genel seçime ittifak yaparak girmesi gerektiği şeklinde bir “zorlama” yapıyor.
İYİ Partinin kuruluş gerekçesi ve şartları belli.
Aşağı yukarı hepimiz sebeplerini ve sonuçlarını biliyoruz.
İYİ Partide yukarıda anlatmaya çalıştığımız gibi “iktidar” hedefi ile kuruldu.
Aslında görmezden geliniyor ancak iktidar olmasa da başta yerel yönetimler olmak üzere TBMM çatısı altında da siyaseti değiştiren gelişmelere imza atmayı başardı.
Bugün başta İstanbul ve Ankara olmak üzere Türkiye’nin çok sayıda belediyesi AK Partinin elinden çıkmışsa bunda İYİ Partinin katkısı çok ama çok fazla.
Sonrası malum.
İYİ Parti bünyesinden önce Zafer Partisi çıktı, Sonra Anahtar Parti, daha sonra Kutlu parti vs.vs.vs.
Özellikle Zafer Partisi genel başkanı Ümit Özdağ’ın giderken İYİ Parti ile ilgili sarf ettiği ifadeler ve ithamları bugün gibi hatırlıyoruz.
“Siyasette bu işler olur, dün dündür bugünde bugün” şeklinde bir itiraz geliştirilebilir.
Bizim de buna bir diyeceğimiz yok.
Özellikle son birkaç yıldır MHP’nin kuruluş amacından uzaklaşıp nerelere geldiğini gördüğümüzde “Ümit Özdağ’ın söyledikleri nedir ki?” şeklindeki ifadeleri de anlayışla karşılayabiliriz.
Bununda yolu açık.
Peygamberin günde 70 kere tövbe ettiği bir dünyada siyasetçilerin işi daha kolay.
İYİ Parti genel başkanı Müsavat Dervişoğlu’nun gençler ile yaptığı bir sohbet sırasında ittifak ile ilgili söyledikleri sonrası kızılca kıyamet koptu.
Biz o programı başından sonuna kadar seyrettik.
Sonrasında “acaba atladığımız bir konuşma mı oldu?” diye tekrar tekrar başa döndük.
Bir olumsuzluk yok.
Ancak Zafer partinin belli sayıdaki söz söyleme yetkisinde olanların söylemleri yenilir yutulur gibi değil.
Bu ipe sapa gelmez açıklamaları yapanlar biraz kontrol edilmeli.
Eğer genel merkez yöneticilerinin haberi yoksa ihraç dahil gereken ne varsa yapılmalı.
Eğer o ifadeleri kullananlar halen daha aynı yerde duruyorlarsa kusura bakılmasın sanki bilinçli ve önceden tasarlanmış bir itiraz olarak kabul görüyor.
Zafer Partisi de
Anahtar Partisi’de
İYİ Partiyi durduk yerde ittifaka zorlayan siyasi hangi kuruluş varsa öncelikle kendilerine “biz iktidar hedefi ile kurulduk, amacımız tek başımıza iktidara gelmekti, şimdi neden bünyesinden çıktığımız bir siyasi parti ile ittifak yapmak için her yol deniyoruz?” sorusunun cevabını vermek zorundadırlar.
Her iki siyasi partinin genel başkanlarından da olumsuz bir ifade duymadık.
Ancak ortaya çıkan akortsuz seslere de izin verilmemeli.
İttifak arayışında pazarlık olmaz.
İYİ Partinin de bu tür ittifaklara karşı olduğunu düşünmüyoruz.
Ancak İYİ Partiyi belli noktalara yönlendirmeye çalışmanın da hiç kimseye faydası yok.
Aklından ittifak geçen siyasi partilerin işin başında “Bu işin çatısı da şemsiyesi de İYİ Partidir” gerçeğini kabul etmeleri gerektiğine inanıyoruz.
Sonraki işlemler zaten alt komisyonların işi.
Öncelik samimiyet.
Sonrası kolay.