İktidarın siyasallaştırdığı yargı eliyle halkın tertemiz ve helal oyları ile seçtiği Belediyelere birer, birer kayyum atanırken,
Kayyum atayamadıklarında ise meclis aritmetiğini baskı, tehdit, şantaj ve türlü vaatler ile değiştirip el çabukluğu marifet şeklinde oldu bitti seçim tiyatroları ile değiştirip yıllardır kazanamadığı Belediyeleri ele geçirirken,
Daha önce hırsızlık, beceriksizlik ve hizmet özürlü olmakla nitelendirdiği Belediye Başkanlarının yakasına rozet takarak dün yerin dibine soktuklarını bugün hizmet sevdalısı halk kahramanı ilan edilirken,
Tarihi yolsuzluk, casusluk , devlet büyüklerine hakaret diye ortaya atıp hakkında onlarca dava açılmasına, otuz yıllık diploması sahte diyerek iptal ederek, milyarlarca liralık rüşvet ve yolsuzluk yaptığının belgeleri ve görüntüleri elimizde diyerek 23 Mart 2025 tarihinde tutuklayıp ceza evine gönderdiği bugün itibari ile 1 yıl 6 ay 19 gün yani toplam 565 gündür ceza evinde tutulan ama sadece eski Tuzla Belediye Başkanı Şadi Yazıcı’ya hakaret ettiği gerekçesi ile hakkında 2 yıl 1 ay hapsi cezası alıp siyasi yasak getirilen Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapmaya başlayacağı ve bunun millete duyurulacağı ilk güne uyanırken,
Ülkede iktidarın içerisindeki etkili ve yetkili isimlerin doğrudan ve dolaylı olarak adlarının anıldığı, adları ne hikmetse bir türlü açıklanmayan uzunca bir yolsuzluk listesinin varlığından herkesin haberdar olduğu, eski bir bakan ve AKP Genel Başkan yardımcısının İki milyarlık vurgun yaptığını bizzat itiraf edip parasını iade edip yaptırım olarak sadece partiden ve WhatsApp guruplarından çıkarıldığı ama ne hikmetse sabah saatlerinde evinin basılıp kendisinin de mahkeme karşısına sanık olarak çıkartılmamasının kamu vicdanı ve toplum ahlakına uymadığına dair nadir haberler Halk TV’de yayınlanırken,
Yüzyıllık CHP’ye talimata istinaden mahkeme kararı ile adeta çökülüp partinin iktidar olmaya en yakın zamanında seçim kaybetmekle mahir BUTLANCI ekibe altın tepside teslim edilmesi sonrasına bizzat Genel Başkan Kılıçdaroğlu tarafından hükümete kaş göz yaparak hedef gösterilmesinin üzerinden kısa bir süre geçmişken,
Bu sabah gelenek olduğu üzere her muhalif olanın tattığı ve tatmaya devam edeceği bir şekilde Halk TV bir şafak operasyonu ile basıldı ve muhalefete ses olan bu kanal da Kayyuma teslim edildi.
Aslında olay iktidar yanlısı veya muhalif olmak değil. Varken gözleriniz görebilmek, çarparken göğsünüz da kabiniz hissedebilmek ve başınızın iki yanındaki duyu organını şekil olarak kabul etmek değil olup biteni ve konuşlan her şeyi duyabilmek ve idrak edebilmek meselesidir.
Aslında olay hukuku bilmek, hukuku konuşmak, adaletten haberdar olmak ya da adaleti istemek meselesi de değil öncekendinize doğru dönüp; vicdanınıza ile kendinize seslenip önce kendi varlığınıza karşı, varoluş hikayenizin sahibine karşı olarak ADİL OLABİLMEK meselesidir.
Aslında olay senden olmasa da haksızlığa uğrayan birileri olduğunda haksızlığı yapan senden de olsa ‘’Artık Bu Kadarı da Fazla’’ diyebilecek kadar Vicdanını karanlıklara hapsetmeyecek kadar aydınlığı âşık olabilmek meselesidir.
Aslında sorun sadece muhalif olanların gibi görünse de gelecekte tüm ülkenin giderek iliklerine kadar hissedeceği ama bugün sustuğu için yarın konuşmaya hakkının olmayacağı DEMOKRASİVE ADALET sorunudur diyebilecek kadar insanlığınız kalmış mı kalmamış bunu anlamak ve idrak etmektir.