Ne yaptıysam eksik kaldı birilerine.
Sustum, “Niye konuşmuyorsun?” dediler…
Konuştum, “Çok değiştin…” dediler.
Koştum yetişmek için, kıymet bilmediler…
Duruldum biraz, bu sefer de unuttular beni.
İnsan bazen en çok kendi yorgunluğunu saklıyor.
Herkes mutlu olsun diye çırpınırken, içindeki kırılmış çocuğu kimse görmüyor.
Bir omuz olmak istiyorsun herkese…
Ama sen yorulduğunda başını koyacak bir omuz bulamıyorsun.
Ben hep iyi niyetimin cezasını çektim.
Kalbimi temiz tuttum diye kırdılar beni.
Değer verdiklerim uzaklaştı,
uğruna sustuklarım sesimi duymadı.
Bir gün bile “Sen nasılsın?” diye soran olmadı içimde kopan fırtınalara.
Ve en acısı ne biliyor musun?
İnsan zamanla alışıyor kırılmaya…
İlk başlarda canını yakan şeyler,
sonra sessizce içine yerleşiyor.
Kimsenin aramadığı gecelere,
sorulmayan hâline,
eksik bırakılan sevgilere alışıyorsun.
Bir aynanın karşısına geçip kendime baktığımda
tanıyamıyorum bazen eski hâlimi.
Ne çok değişmişim…
Eskiden küçücük şeylere sevinen ben,
şimdi içimdeki boşluğu gizlemek için gülüyorum sadece.
Çok şey yaşadım ama en çok da içime attım.
Çünkü ne zaman içimi açsam,
ya yanlış anlaşıldım
ya da anlattıklarımla vuruldum.
İnsan bir yerden sonra susmayı öğreniyor.
Konuşunca anlaşılmamaktan,
susunca unutulmaktan yoruluyor.
Bir zamanlar içimde koca bir umut vardı.
İnsanlara inanırdım, dostluğa inanırdım,
sevginin her şeyi iyileştireceğini sanırdım.
Şimdi ise herkese biraz mesafeli,
her söze biraz şüpheli bakıyorum.
Çünkü insanı en çok düşmanı değil,
değer verdikleri değiştiriyor.
Bazen düşünüyorum da…
Ben mi fazlaydım bu dünyaya,
yoksa bu dünya mı eksikti benim kalbime?
Çünkü ben sevgiyi ciddiye aldım,
sadakati gerçekten sandım.
Kimsenin arkasından kötülük düşünmedim.
Ama iyi niyetin bile kullanıldığı bir çağdaymışız meğer.
Bir çayın buharında kaldı bütün hayallerim…
Gece yarısı edilen dualarda,
kimse duymadan dökülen gözyaşlarında kaldı.
Ben herkese yetişmeye çalışırken,
kendime geç kalmışım.
Şimdi içimde yorgun ama dimdik duran bir adam var.
Eskisi kadar konuşmuyor belki ama
her şeyin farkında.
Kime ne kadar değer verdiğini,
kimin gerçekten yanında olduğunu artık biliyor.
Ve artık şunu anladım…
Kimseye yaranamamak bazen suç değilmiş.
Bazı insanlar seni ne yaparsan yap sevmeyecekmiş zaten.
Sen kendini parçalasan da eksik bulacaklarmış.
Çünkü mesele sen değilmişsin…
Onların sevgisizliğiymiş.
Ben artık herkese yetişmeye çalışan o eski ben değilim.
Kırıldığım yerde sustum,
yorulduğum yerde uzaklaştım.
Ama hâlâ içimde küçücük bir umut taşıyorum.
Belki bir gün biri çıkar da
“Sen bu kadar yorulurken neden tek başınaydın?” diye sorar…
O gün gelene kadar da
içimdeki bütün kırıklara rağmen yaşamaya devam edeceğim.
Belki eksik, belki yorgun…
Ama yine de kalbimi tamamen karartmadan.
Çünkü bu dünyada herkes birbirini kırarken,
ben hâlâ birinin yarasını sarabilmeyi düşlüyorum.
Ve galiba insanın en büyük yalnızlığı da burada başlıyor…
Kimseye yaranamadan yaşlanırken bile
içindeki sevgiyi öldürememesinde…
Kimseye yaranamadım
MEHMET HATİP DENEK
Yorumlar