Bir haber düşüyor ekranlara... Sadettin Saran, kardeşi Kenan Saran ve diğerleri.

Birileri ceza alıyor. Birileri beraat ediyor. Birileri hakkında soruşturma açılıyor. Birileri hakkında tek satır yazılmıyor.

Sonra toplum ikiye ayrılıyor.

Bir taraf:

"Mahkeme karar vermiş, konu kapanmıştır. "diyor.

Diğer taraf:

"Bu bir itibarsızlaştırma operasyonudur. "diyor.

Peki gerçek hangisi?

Belki de önce doğru soruları sormak gerekiyor.

Soru: Bir kişinin ceza alması suçlu olduğunu kesin olarak gösterir mi?

Cevap: Hayır. Çünkü hukuk sistemlerinde kararların üst mahkemelerde değişmesi mümkündür. İlk derece mahkemesinin kararı nihai hakikat değil, yargılama sürecinin bir aşamasıdır.

Soru: Bir kişinin beraat etmesi tamamen masum olduğu anlamına gelir mi?

Cevap: Her zaman değil. Beraat kararı bazen suçsuzluğu, bazen de suçun yeterli delille ispatlanamadığını gösterir.

Soru: Aynı dosyada bazı kişiler beraat ederken bazı kişiler ceza alabilir mi?

Cevap: Evet. Çünkü hukuk teoride kişileri değil, fiilleri yargılar.

Ancak toplumun aklı başka bir soru sorar:

Soru: "Neden biri ceza aldı da diğeri almadı?"

Cevap: İşte tam burada şeffaflık önem kazanır.

Soru: Bir kararın adil olup olmadığını nasıl anlarız?

Cevap: Asıl soru şudur:

Aynı eylemi yapan herkes aynı hukukla mı karşılaşıyor ? Eğer cevap evetse adaletten söz edebiliriz. Eğer cevap hayırsa toplumun vicdanı huzursuz olur.

Soru: Peki ya algı operasyonu ihtimali?

Cevap: Algı operasyonu iddiası ciddi bir iddiadır. Bu iddia için somut göstergeler gerekir. Seçici yargılama, medya üzerinden hedef gösterme, benzer olaylarda farklı uygulamalar, siyasi veya ekonomik çıkar ilişkileri...Bunlar ortaya konmadan her karara "operasyon" demek de doğru değildir.

Soru: O halde vatandaş ne yapmalı?

Cevap: Ne körü körüne alkışlamalı, ne de körü körüne reddetmelidir. Kararın gerekçesine bakmalı, delillere bakmalı, sürecin tamamını izlemelidir.

Çünkü adalet sadece mahkeme salonlarında kurulmaz.

Adalet aynı zamanda toplumun vicdanında da hüküm verir.

Ve bazen insanların aradığı şey mahkeme kararından çok daha büyüktür: Eşit muamele.

Çünkü insanlar hata yapanın cezalandırılmasına değil, aynı hatayı yapanların aynı şekilde değerlendirilmesine bakarlar.

İşte adaletin gerçek sınavı da burada başlar.

Kişilere göre değişmeyen hukuk...

İsimlere göre eğilip bükülmeyen hukuk...

Güce göre değil, gerçeğe göre işleyen hukuk...

Toplumun özlediği şey tam olarak budur.

"Millet mahkemelerin verdiği kararı değil, hukukun herkese aynı uygulanıp uygulanmadığını izler.

Çünkü adaletin terazisini bozan şey suç değil, çifte standarttır."