Hayatımda ikinci defa gidiyorum, Van'a. İlki 2009 yılı ağustos ayı ve şimdi de Ekim 2026, ne çok yıl olmuş. O yıl Van Gölü kenarında bulunan MEB Hizmetiçi Eğitim Enstitüsünde bir seminere katılmıştım. Görev yerim Çorum'dan da ben ve şube müdürü arkadaş Cengiz Kılınç seminere katılacaktı. Seminer onayı ben Trabzon'da iken çıktı.
Cengiz Bey Ankara'dan uçak ile gelmiş, ben de otobüs ile Trabzon'dan Van'a geçmiştim. O yıllar, eski ve bakımsız olan Van Otogarında inmiş, bir köy minibüsü ile köylerin içinden geçerek göl kıyısında, 1992 yılında zamanın Cumhurbaşkanı Turgut Özal tarafından, Merkez Bankasına dinlenme tesisi olarak yaptırılmış olan binaya ulaşmıştık.
Beş gün boyunca, program gereği her gün öğleye kadar ders yapıyor öğleden sonra ise geziye çıkıyorduk. İlk gezi Van Kalesi idi. Kalenin ve hemen kale eteğinde bulunan iki tarihi caminin harap halleri o yıllar beni çok üzmüştü onun için kale ve çevresini 18 yıl sonra çok merak ediyordum.
Bu merak ile 11 Ekim 2026 tarihinde Sabiha Gökçen'den uçağa bindik. Uçak, Turkuaz halı gibi yeri kaplamış olan Van Gölü etrafında dolanarak, etrafı boz tepeler ile çevrili Ferit Melen Havalimanına sabah saatlerinde indi.
Birçok yerde ismi bulunan Ferit Melen, Van için çok önemli bir isim. 1906 yılında Van'da doğan Melen; 1950 yılından itibaren Van Milletvekilliği, Cumhuriyet Senatosu Van Üyeliği, Maliye Bakanlığı, Millî Savunma Bakanlığı, Güven Partisi kuruculuğu, 22 Mayıs 1972- 15 Nisan 1973 tarihleri arasında 35. Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinde Başbakanlık gibi önemli görevler yapmış bir siyaset adamıdır.
Akdamar Adası
Van'da ilk gezeceğimiz yer, Akdamar Adasına gitmek üzere Gevaş ilçesine gittik. Adaya ulaşmanın tek yolu limanda bu işi yapan teknelere binmek. Kişi başı 300Tl ücret ile 20 dakikada adaya ulaştık. Teknede otururken Ada saniye saniye size yaklaşıyor ve yaklaştıkça da küçük kilise göze çarpmaya başlıyor. Taş ustalığının süper çizgilerini taşıyan kiliseye tekneden indikten sonra patika yoldan yaklaşıyoruz. Alçak bir kapıdan eğilerek ilk bölüme girdik. Hemen girişte sağda içine para atılan bir dilek kuyusu vardı. Ondan sonra iki basamak yüksekten kapıdan geçerek ana bölüme geldik. Kilisenin iç duvarlarında bir tane deforme olmamış görsel kalmamış. Kilisenin etrafında bulunan mezarlıktan geçerek adanın uç bölümünde bulunan bayrak tepeye geldik. Burada Van Gölü manzarasında çayımızı yudumladık.
Akdamar Adası'nın bir de hüzünlü hikayesi var:
"Adadaki Ermeni baş keşişin Tamar adında çok güzel bir kızı vardır. Adanın karşısındaki köylerde çobanlık yapan bir genç, Tamar'a âşık olur. Genç adam, her gece Van Gölü'nün buz gibi sularını yüzerek adaya geçer; Tamar ise karanlıkta yolunu bulabilmesi için kıyıda elinde bir fenerle onu beklermiş. Kızın babası bu gizli aşkı öğrenir ve çok öfkelenir. Fırtınalı bir gecede eline feneri alarak sahile iner. Babası fenerin yerini sürekli değiştirerek gencin karanlıkta ve dalgalar arasında yönünü kaybetmesine sebep olur. Yorgunluktan bitap düşen genç adam fırtınada boğulurken son nefesinde ‘Ah Tamar!’ diye seslenir. Bu feryadın zamanla Ahtamar ve günümüzdeki Akdamar ismine dönüştüğü rivayet edilir."
908 yılında kendini Vaspuragan Kralı ilan eden I. Gagik, krallığının başkentini bu Akdamar Adasına taşımış; adaya saraylar, çarşılar, bir liman ve ihtişamlı, dış cephesi hayvan figürleri ve dönemin dünyevi tasvirleriyle süslenmiş bir kilise inşa ettirmiştir.
Gevaş’ta Selçuklu İzleri
Adadakileri sahile götürmek için bekleyen sıradaki tekneye binerek dönüşe geçtik. Artık yavaş yavaş gelirken yaklaştığımız adadan uzaklaşarak kendimizi Gevaş limanına bırakıyoruz. Gevaş ilçe girişinde Hişet Köyündeki, 1387-1410 yılları arasında, Van ve Hakkâri hâkimi İzzeddin Şir tarafından düzgün kesme taştan inşa edilmiş, tarihi İzzeddin Sir Camii ve medresesine uğradık. Caminin alt tarafında ana yol kenarında bulunan ve halen yapım aşamasında olan Selçuklu Mezarlığı ve Halime Hatun Kümbeti de bu köyde ikinci durağımız oldu.
Gevaş Selçuklu Mezarlığı ve Halime Hatun Kümbeti, Türk-İslam sanatının bölgedeki en görkemli açık hava müzelerinden biridir. Bitlis Ahlat'taki mezarlıktan sonra en büyük ikinci Türk-İslam mezarlığı olma unvanını taşır. Mezarlıkta boyları 2 metreyi aşan sandukalı mezarlar, koç ve koyun biçimli mezar taşları, geometrik motifli, bitkisel bezemeli ve hat sanatıyla işlenmiş yazıtlar bulunmaktadır.
1335 yılında, dönemin bölge hâkimi Melik İzzeddin Şir tarafından vefat eden kızı adına yaptırılan Halime Hatun Kümbeti, Tarihi mezarlığın doğu tarafında tek başına yükselen, dış cephesi adeta dantel gibi işlenmiş zarif anıt mezardır.
Van Gölü’nün kenarına yapılmış çok güzel sahil yolundan kale yakınındaki eve gelerek Van’daki ilk günümüzü tamamladık.