Köşe yazarlığı kolay bir işmidir?

Her gün yazı yazmak kolaymıdır?

Her isteyen köşe yazabilir mi?

Her yazılan köşe yazısı etkisini anında gösterir mi?

İlk yayın kuruluşunun var olduğu günden itibaren yukarıdaki ve yukarıdakilere benzer yüzlerce soru dünde soruluyordu, bugünde soruluyor, yarında sorulacak.

Bizim gazetecilik mesleğine başladığımız andan itibaren önümüzde iki seçenek vardı.

-Birincisi sürekli sahada olmak ve yaptığımız haberlerin yayın kuruluşlarında çıkması için çaba göstermek.

-İkincisi ve daha zoru masanın arka tarafında yani bir taraftan patronaj koltuğunda medya kuruluşumuzun hayatına devam etmesini sağlayacak adımları atmak ve olabiliyorsa köşe yazısı yazmak.

Belli bir zaman sonra patronaj koltuğunda oturmanın otururken de köşe yazısı yazmanın bizim için daha uygun olacağına karar kıldık.

Bu kararı aldıktan hemen sonra nerede 40 yıldır durup dinlenmeden, ara vermeden hiç aksatmadan her gün köşe yazısı yazmaya başladık.

Uzun sayılabilecek bir süre televizyon programları yaptık.

Yayın kuruluşlarının talebi doğrultusunda radyolarda ülke gündemini ilgilendiren konularda fikirlerimizi açıkladık.

Son yıllarda dünyada gelişen iletişim teknolojisi çerçevesinde bizde basılı medyadan dijital medyanın dünyasına adım atmış olduk.

Kendimize ait çok sayıda yayın kuruluşumuz mevcut.

İnternet marifeti ile yayına verdiğimiz yazı dakikalar içerisinde dünyanın dört bir tarafındaki okuyucularımız ile buluşuyor.

Yazılarımızı çok güzel bulanda var.

“-Yüksel Ercan artık bırak bu işi” diyende.

Bu iki grubun yanında birde “Yüksel Ercan yazılarını beğenerek okuyoruz ama yazıyorsun da ne oluyor, yazıların vatandaşı derdine derman oluyormu? “diye soran kalabalık bir kitle var.

Biz böylesi zamanlarda bize soranlara cevap olarak çok sevdiğimiz "Taşı delen suyun şiddeti değil, damlaların sürekliliğidir" ifadesini kullanıyoruz.

Belli zamanlarda yakın çevremizden tanıdıklarımız “Yüksel Ercan kendini önemli bir yazar olarak görme senin kadar bizde yazı yazabiliriz, hem de yazdığımız yazılar ülke gündemini, değiştirir” diyorlar.

Kendilerine “-Tamam madem öyle , buyurun yayın kuruluşlarımız emrinizde istediğiniz zaman aralığında istediğiniz kadar yazı yazabilirsiniz” teklifinde bulunuyoruz.

Saatler sonra bir yazı geliyor.

Ondan sonra ara ki bulasın.

Aradığımızda bir sürü bahane.

Sağlık olsun” diyor defteri kapatıyoruz.

Yazmak bizim için

Hava kadar

Su kadar

Ekmek kadar

Önemli. Zira yazdığımız bir yazı sonrasında bir kente, bir ilçeye, bir mahalleye, bir caddeye , bir sokağa o zamana kadar gelmeyen yada unutulan hizmet geliyor.

Bir yazı sonrası sorun yaşayan vatandaşlarımız derdine derman olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.

Etki alanımız fazla olmayabilir.

Ancak biz kişinin bile derdine derman olmanın verdiği duyguyu anlatmak nerede ise imkansız.

Biz elimiz kalem tutuncaya kadar yazmaya devam edeceğiz.

Yazmak isteyenleri de bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonrada teşvik edeceğiz.

Gazetecilik son derece kutsal bir meslek.

Toplumun faydasına kalem oynatan tüm meslektaşlarımıza selam olsun.