Dünyanın başına bela kesilen ABD yıllardır, dil, din, coğrafya, erkek, kadın, çocuk demeden gözüne kestirdiği her ülkeye saldırıyor.
An itibarı ile ABD’nin nüfusu 350 milyon civarında.
ABD yönetimi kendi sınırları içerisinde yaşayan 350 milyon vatandaşının rahatını sağlayabilmek adına dünyayı kasıp kavuruyor.
Ülkelerin liderlerini değiştiriyor.
Ülkelerin liderleri kendilerine biat ediyorsa ufak tefek rejim değişikliği yapıyor.
Bunların yetmediği yerde Venezuela örneğinde olduğu gibi bir gece yarısı düzenlediği operasyon ile Devlet başkanını bile kaçırabiliyor.
“Ulus devlet modeline artık bu dünyada yer yok” anlayışı ile saldırdığı ülkeleri 3 parçaya dört parçaya bölmekten geri durmuyor.
Son dönemlerde bilindiği gibi ABD kendisi ile birlikte İsrail’in de menfaatine yarayacak savaşlara girişiyor.
14 Mayıs 1948'de David Ben Gurion’un yeni İsrail Devleti'nin bağımsızlığını ilan etmesi ile başlayan süreçte İsrail’e daha fazla toprak kazandırabilmek adına ABD yapmadığı hiçbir kötülüğü bırakmıyor.
ABD ile İran arasındaki mesafe 9 bin 854 kilometreden fazla.
Buda uçakla yaklaşık 21 saat uçuş mesafesi demek.
ABD kendisinden 9 bin 854 kilometre uzaklıktaki İran’a demokrasi getirebilmek adına taş üstünde taş bırakmamaya çalışıyor.
Savaşın hangi mecrada cereyan edeceğini nasıl ve ne şekilde tamamlanacağını bilmek zor.
ABD ve İsrail ile birlikte birkaç tanesi hariç çok sayıda batı ülkesi de muhtemelen kendi menfaatleri adına kendilerini ABD’nin yanında saf tutmak zorunda hissediyorlar.
Söz konusu ülkeleri yönetenlerin nerede ise tamamı yukarıda da belirttiğimiz gibi kendi ülke sınırları içerisinde yaşayan vatandaşlarının daha rahat bir yaşam sürmeleri adına başta Asya ve Afrika olmak üzere gözüne kestirdikleri ülkelere saldırmaktan asla vazgeçmiyorlar.
Zira dünyanın enerji kaynakları artık Asya’da.
Buraya kadar anlattıklarımız devleti yönetenlerin yani rejimlerin talepleri ve o talepler doğrultusunda başlattıkları savaşlar.
Peki başta ABD-İsrail ve Batı Ülkeleri olmak üzere dünyanın başka ülkelerinde yaşayan milyarlarca vatandaşın talebi nedir?
Söyleyelim
Sadece barış ve savaşların olmadığı bir dünya.
Dikkat edin başlattığı her harekat sonrasında ülkede yaşayan milyonlarca ABD’li savaş aleyhtarı gösteriler için sokaklara dökülüyor.
ABD’da yaşayan ve tüm dünyanın tanıdığı aktörler, aktivistler ve sade vatandaşlar ABD başkanına “Bir an önce savaştan vazgeç” şeklinde ikazda bulunuyorlar.
Batı ülkelerinde söz konusu savaş aleyhtarlığı daha fazla.
Hatta İsrail’de bile savaş istemeyen çok ciddi bir kitle var.
Bu yüzden çoğu zaman ülkeyi yöneten rejimler ile o ülkede yaşayan vatandaşlar aynı şeyleri düşünmezler.
Savaşın kazananının olmadığı en iyi anne ve babalar bilir.
Söz konusu ülkelerde yaşayan vatandaşların savaş aleyhtarlığı noktasında yaptıklarını destekliyoruz.
Ancak yeterli olmadığı muhakkak ki rejimler sokakları dinlemiyor.
Yinede umudumuzu kaybetmemek
Enseyi karartmamak lazım.
Ülkelerin sınırları içerisinde yaşayanlar ile ilgili karar yine o ülkede yaşayanların vermesi lazım.
9 bin 500 kilometrelik mesafeden gelip” bu bölgeye adalet dağıtacağız” diyenlere bakalım.
Saddam’ı
Kaddafi’yi
Ve çok sayıda lideri
Sonrada
Onların paramparça edilmiş ülkelerini hatırlayalım.
En önemlisi de aklımızı başımıza alalım.