Sen ne bilirsin…
Gecenin en karanlık saatinde, herkes uyurken içimin nasıl sustuğunu…
Kalabalıkların ortasında yapayalnız kalmanın ne demek olduğunu…
Gülüşlerimin ardına sakladığım o derin sızıyı, kimse görmesin diye nasıl yutkunduğumu…
Sen ne bilirsin…
Bir mesaj sesiyle umutlanıp, gelmeyince içimin nasıl yıkıldığını…
Bir kapı çalınacak diye bekleyip, her sessizlikte biraz daha eksildiğimi…
Sevmenin bazen kavuşmak değil, sabretmek olduğunu…
Sen ne bilirsin…
Yarım kalmış cümleleri, söylenememiş sözleri…
İçimde kopan fırtınaları dışıma belli etmeden dimdik durmayı…
Unutmaya çalıştığım birini, aslında her şeyde yeniden bulduğumu…
Sen ne bilirsin…
Toprağa verdiğim bir sevdanın ardından nefes almanın bile ne kadar ağır geldiğini…
Hatıraların, insanın peşini gölge gibi bırakmadığını…
Her “iyiyim” dediğimde biraz daha kendime yalan söylediğimi…
Sen ne bilirsin…
Hem dua edip hem kırgın kalabilmeyi…
Affetmek isteyip de içimdeki sızıya söz geçirememeyi…
Ve en acısı… sevdiğim halde vazgeçmek zorunda kalmayı…
Sen ne bilirsin…
Bir fotoğrafa bakıp saatlerce susmayı…
Bir şarkıda kendimi bulup, başa sarıp sarıp dinlemeyi…
Geçmişin, içime işleyen bir iz gibi hiç silinmediğini…
Sen ne bilirsin…
Kalp yorulunca bedenin de yorulduğunu…
İnsanların değil, hatıraların ağır geldiğini…
Ve bazen en çok, anlatamamanın yaktığını…
Sen ne bilirsin…
Bir ismi duyunca irkilmeyi…
Bir kokuyla yıllar öncesine gitmeyi…
Zaman geçse de bazı şeylerin hiç geçmediğini…
Sen ne bilirsin…
Susmanın da bir çığlık olduğunu…
Gözyaşının sadece gözden akmadığını…
İnsanın bazen kendi içinde kaybolduğunu…
Sen ne bilirsin…
Gidenin arkasından değil, kalan hatıraların içinde kaybolduğumu…
Her sabah yeniden başlamak zorunda kalıp, her gece aynı yerden kırıldığımı…
İçimde taşıdığım yükü kimseye belli etmeden yürümeyi öğrendiğimi…
Sen ne bilirsin…
Bir “keşke”nin insanın ömrüne nasıl sığdığını…
Geç kalmışlığın, insanın içine nasıl bir ömür boyu yerleştiğini…
Bazı hikâyelerin mutlu sonla değil, sessizlikle bittiğini…
Sen ne bilirsin…
Kalbimde hâlâ bir yerlerin umut ettiğini…
Ama aklımın artık hiçbir şeye inanmadığını…
İnsan bazen yaşarken de yorulur… bunu…
Sen sadece bakarsın…
Anladığını sanırsın…
Ama bilmezsin…
Ben ise…
Her gün biraz daha susarak,
Her gece biraz daha eksilerek…
Bir yandan unutmaya çalışıp,
Bir yandan hatırlayarak…
İçimde büyütürüm bu sessiz hikâyeyi.
Sen ne bilirsin?
MEHMET HATİP DENEK
Yorumlar