Sene 2001 aylardan ocak o büyük YOKLUĞUN ve YOKSULLUĞUN bitimine tam on ay vardı; Üzerimizde henüz kumaş icat edilmediği için büyük okaliptüs yaprakları ile mahrem yerlerimizi kapatılmış ellerimizde ormanda avlanmak için kullandığımız mızraklar ile dolaşıyorduk.
Ev yoktu o zamanlar sizin 2001 Kasım ayından sonra adına ev dediğiniz milyonlarca liraya alınan şu an kirası en az bir asgari ücret olan o şahaneler binalar yapılmamış bizler ağaç kovuklarında biraz daha ileri seviyede olanlarımız ise mağaralarda yaşıyorduk.
Hali ile ev olmayınca zaten tuvalet de yoktu herkes bulduğu çalının dibine eğilip hacetini görürdü affedersiniz.
Evet her yer tezek kokardı o yüzden atalarımız ilk olarak mandalı icat ettiler ki burunlarımıza takıp kokuyu almayalım diye.
Ateş bulunmuştu bulunmasına da daha pencerelerimizi açıp sonuna kadar açtığımız yüzlerce yıllı hepimize yetecek kadar doğalgaz kaynaklarımız bulunmamıştı.
Elektrik ise haliyle mağaralarımızda yoktu ama sadece kendi aramızda duygusal olarak vardı ki o da herkesten elektrik alınmıyordu zaten.
Her yer soğuktu dolayısı ile buzdolabını bulmak gibi ne bir derdimiz vardı ne de kaygımız.
Zaten bulsak ne olacaktık ki içine koyacak manda yoğurdumuz, kestane balımız ve ejder meyvemiz mi vardı ki ?
Olsa olsa mızrakla vurduğumuz bir iki küçük tavşanın etimiz vardır.
Ekmek diye bir şey yoktu onun yerine buğdayı avuçlayıp yiyor üzerine su içip midemizde şişmesini bekliyorduk.
Suyu dereden eğilip ağzımızı suyun içine sokup içtiğimizden olsa gerek o zamanlar bardak neyin de icat edilmemişti.
Yol yoktu dolayısı ile köprüye de ihtiyaç yoktu ağaçlardan sarkan iplerden tutup sallanıp, sallanıp oradan oraya atlayarak bir yerden bir yere gidiyorduk.
Hem yol olmamasının güzel yanlarını da yaşıyorduk milletçe yolumuz yok diye o zamanlar anamızı bellemeye yemin etmiş müteahhidimiz de yoktu.
Dolayısı ile müteahhit olmayınca milletin anasının namusuna göz koyup başımızı belaya sokacak düşmanımız yoktu en önemlisi belki de müteahhit yok diye yol, yol yok diye de yolsuzluk diye bir şey de yoktu.
Bu keyif yetmezmiş gibi yolumuz olmamasını bir nimeti olan köprümüz de yoktu dolayısı ile de köprümüzde yok diye eli sürekli cebimizde olan Dumrul’umuz da yoktu.
Her ne oldu ise 2001 yılı Kasımından sonra oldu onlar geldi evet onlar 25 yılda her şeyimiz oldu üstümüz elbise, kursağımız kuru yapraktan başka yiyecek, ayağımız asfalt, vücudumuz kuş tüyü yatak, tenimiz sabun, ailemiz ise içinde tuvalet bile olan inşa edilmiş milyon liralık evlerde yaşamaya başladık.
İnanmayacaksınız sabunla tanıştığımız yetmezmiş gibi okullarımızda doğru düzgün bir eğitimimiz olmasa bile en azından tuvaletlerimiz oldu çoluk çocuk okul bahçesine hacet gidermekten kurtuldu.
Hatta dinsiz imansız dolaşmaktan tak diyen canımız coğrafyamıza gelen İslamiyet ile tanıştı yetmemiş gibi Fetocular, O cular, bu cular , Apocular ile dolup taştı etrafımız ve dindar nesiller ile ihya oldu her yanımız.
Pudra şekeri ile tanıştık daha ne olsun.
Ya gelmeselerdi ya yapmasalardı? Tuvaletsiz, Buz dolapsız, Bardaksız Elektriksiz, Köprüsüz, pudra Şekersiz, Yolsuz, Kitapsız ve en mühimi Ceniz İnşaatsız ne yapardık acaba hiç düşündünüz mü?
Allah muhafaza………..