Ülkemizde toplumsal bir çöküş tüm hızıyla devam ediyor, siyasetten ekonomiye, sanattan spora cemiyet hayatından aile hayatına kadar her yerden pis kokular yükselmeye devam ediyor.

Siyasette ahlaki çürüme ve siyasetçiye güven noktasında adeta bir tükenme yaşanırken, ekonomi her geçen gün geri dönülmez kötü noktalara hızla ilerlerken, sanat ve sanatçılar denilen aslında toplumun duygularını ayakta tutacak olan kesim ise uluslararası çapta sanatsal eserler üretmek yerine sürekli bir sansasyon, şımarık ve sıra dışılık üreterek tüm ahlaki kuralları yerle bir etmeye devam ederken değil toplumu aldıkları maddelerden olsa gerek kendilerini bile ayakta tutamamakta , sporda ise sporun mücadeleci ruhunun yerini yolun sonunda elde edilecek para ve güçten mahrum kalmama hırsının esir aldığına şahit oluyoruz.

Cemiyet hayatı denilen şey halktan ve halkın değerlerinden tamamen kopmak, ahlak ve edebi tamamen terk ederek rezillikleri para ve gösterişle perdelerken perdenin arkasında ise akla hayale gelmeyen iğrençliklerin yaşandığı hayatlar olurken toplumun temeli olan aile hayatı ise lüksün, şatafatın ve nefsin esareti altında inim inim inlerken kültürel ve ahlaki çürümüşlüğün kokusu her geçen gün biraz daha yükselmekte ve artık bu pis kokular dayanılmaz bir hal almaktadır.

Siyasetçiler otel odalarında, sanatçılar uyuşturucu partilerinde,gençler teknolojiye ve uyuşturucu kıskacında üç beş metre karelik odalarında, aileler ise gazetelerin en iğrenç haberlerinin olduğu ikinci sayfalarında adi haberlerin başrolünde kendine yer bulurken gidişat artık sürdürülebilir olmaktan çıkmıştır.

Ticarette para kazanma hırsı çoktan ahlaklı ticareti yenmiş, para kazanda nasıl kazanırsan kazan felsefesi ahilik geleneğini yerle bir ederken, siyasette ise makam sevdası her türlü dönme dolaba binmeyi makul saymış, sanat eser üretmek yerine entrika ve rezillik üretim merkezi olmuş, sevginin saygının yerini şehvet ve ihtiras almış , para güç ve görüntü her şeyden daha önemli ve itibar sahibi olmuş, iyiliğin ve iyinin adı enayilik , zenginlik ise kötülüğün görülmemesini sağlayan perde olmuşken artık toplumdan çıkan burun deliklerini kıran pis kokular hissedilmez , yaşanan çürüme ise sahte boyalar ile boyanmış ve yalan ışıklarının altında aydınlık gibi görünen karanlıklara mahkum olmuştur.

Artık ne adamlar adam ne kadınlar kadın ne çocuklar çocuk ne büyükler büyük ne de İNSAN insan değil herkes çılgınca isteyen, hiçbir şeyle yetinmeyen, şükür nedir bilmeyen sadece ve sadece tüketen üstelik her şeyi ve her duyguyu hoyratça tüketen bir YARATIK olmuş.