Bugün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Kapitalizm ve sömürgecilik yılları, sanayii devriminin ucuz iş gücü arayışı, kadın işçiler ve çocuk işçiler, bitmek tükenmek bilmez bir iştah ile sömürülen insanlar.
Amerika’da Kızılderililer, zenciler, Avrupa’da Afrika kıtası ve sömürgelerden getirilen ucuz iş gücü yetmeyince, sadece bedenen var olan hiçbir hakkı olmayan kadın ve çocuk toplulukları makinaların başına koydu.
Üretmek dışında hiçbir anlamları yoktu.
Kölelik, eşitsizlik demekti ve kadınların eşit olmadığı fikri kilisenin, derebeylik zamanından kalan feodal sürecin devamıydı.
Sanayi devrimine giren emperyal güçler tebaalarının isteklerini değil üretimin gerçeklerini kabul ettiler.
Bu sonuçta çalışanların, özellikle kadınların cesaretli başkaldırılarına sebep oldu.
Kadınlar zaten eşit değillerdi.
Ötelenen, yok sayılan, önemsenmeyen hiçbir gelecek hakkı olmayan bu kadınlar kaybedecek hiçbir şeyleri olmadığı için mücadeleden korkmadılar.
Günümüzde işçi haklarının mücadele zemininde neredeyse sadece kadınların mücadelesinin izleri vardır.
Kadınların eşit ya da öncelikli olduğu çok sayıda ırk yok maalesef. Dini sebepler, feodal ilişkiler, ırksal farklılıklar, coğrafya anaerkil milletleri belirliyor.
Bu topluluklar içerisinde Asya’da galiba en önemli millet Türkler. Altay dağlarından başlayan çok kadim bir tarih içinde kadınlar ve deneyimin saf hali töre, gök tanrı inancı Türkleri diğer ırklardan daha eşitlikçi ve merhametli yapmış.
Daha önemlisi kadınların sadece çocuk doğurmak ve erkeğinin yanında olmak dışında, üreterek, deneyimlerini aktararak, yönetimde, gelecek ile ilgili fikir vererek dünyayı daha güzel hale getirdiklerini Çin kaynakları büyük bir hayranlık ile yazıyor.
Oysa o çağlarda Asya’da Avrupa’da kadınlar çocuk doğuran çalışan birer hizmetçiydiler. Beyler, krallar yönettikleri halk içinde kadınları saymazlardı.
Türklerin anlayabildiğimiz kadarı ile Anadolu’ya ikinci belki de üçüncü göçlerinde bu anaerkil yapılarını taşımaları nedeniyle hâkim oldukları her coğrafyada “Türk Barışı” oldu.
Türklerin İslamiyet’i kabulü Araplardan ve diğer topluluklardan farklı olmuştur. Araplardaki erkek egemen yapı kadını İslamiyet maskesi altında kontrol ederken, Türklerin Müslümanlığa kattığı, hoşgörü, kadının söz hakkının olduğu bir toplumsal yaşam, şerri hükümlerde eşitlik nedeniyle Anadolu başka bir İslami iklimi yaşadı.
Bu farklılık nedeniyle zaten, İslam dünyada kabul gördü. İslamiyet’in gelişmesinde Türklerin etkisi bu nedenle önemli olmuştur.
Avrupa’da rönesans, sanayi devriminin yarattığı üretim sorunları, yaşanan iki dünya savaşı sonrasında kadın erkek eşitliği konusunda ve çalışma barışını sağlamak gerekliliği nedeniyle yapılan güncellemeler ile kadın hayatta daha söz sahibi oldu.
Bu Avrupa’da her şeyi tüm değer yargılarını değiştirdi. Gelişmenin, toplumsal huzurun, sonuç olarak güçlü devlet olmanın temel noktasının bu olduğunu gördü.
Tersten okunursa, kadın eşitliğinin olmadığı toplumların çağdan koptuğunu gördü. Bu aslında hakimiyet sağlamak istediği her coğrafyada kullanılabilecek bir stratejiyi de doğurdu.
İran’da molla rejimi ile fars ve Türkleri, Afganistan’da taliban ile Peştun’lar , Hazaralar’ı ve Özbekleri, Mısır’da Müslüman kardeşler ile Mısır Araplarını selefi bir Müslümanlık dayatarak, kadınları yaşamdan, siyasetten, üretimden çıkararak, karanlık ve çalkantılı bir yıkıma doğru sürükledi.
Bu emperyalist planda maalesef din adamı kisvesinde ajanlar, yöneticiler kullanıldı. Huzur içerisinde yaşayan toplumların yerini dengesini, iç huzurunu yitirmiş, kolay teslim alınabilen, kadınların başta olmak üzere tüm halk topluluklarının köleleştirildiği siyasi rejimler yaratıldı.
Son söz; kadınına değer vermeyen, onu yanında ortak saymayan, söz hakkı, yönetimde, üretimde imkân sağlamayan milletler tarih sayfalarında sadece sömürülen ülkeler haline gelirler.
Kadını yok sayan fikirler emperyalizmin dünyaya dayattığı oyunlardan birisidir.
Tüm okurları dünyanın refah içinde yaşayan ve sosyal olarak güçlü devletlere bakmaya çağırıyorum.
Hepsi kadınlar ile eşitçi, adil ve ortaklıktan yana olan devletler.
Türkler bunu 3 bin yıl önce yapıyordu zaten.
Genlerimizi kabul etme zamanı