Bazı insanlar vardır; kendi akıllarıyla düşünmezler, başkasının söylediğini düşünce sanırlar.
Kendi gözleriyle görmezler, başkasının gösterdiğine bakarlar.
Kendi vicdanlarının sesini dinlemek yerine, kalabalığın gürültüsüne kulak verirler.
İşte böyle zamanlarda insanın aklı da kiraya çıkar.
Kimi zaman bir dostun sözüne, kimi zaman da kalabalığın alkışına teslim edilir. İnsan, kendi fikrini söylemekten korktukça başkasının fikrinin gölgesinde yaşamaya başlar.
Oysa akıl, insanın kendisine verilmiş en büyük emanettir.
Onu başkasına kiraladığın gün, yalnızca düşüncelerini değil, hayatının yönünü de başkasına bırakırsın.
Kiralık akılla yaşayanların cümleleri vardır ama fikirleri yoktur.
Kalabalıkları vardır ama kendileri yoktur.
Çok konuşurlar ama çoğu zaman söyledikleri kendilerine ait değildir.
Bugün başka türlü düşünürler, yarın rüzgâr nereden eserse oraya dönerler.
Çünkü onların pusulası vicdanları değil, menfaatleridir.
Ben insanın yanlış düşünmesini bile, başkasının doğru düşüncesini körü körüne takip etmesine tercih ederim. Çünkü yanlış yapan insan, hatasını fark ettiğinde değişebilir. Ama aklını başkasına teslim eden insan, kendi yanlışını bile başkasının doğrusu zanneder.
Asıl mesele de budur.
İnsan, kendi aklıyla yanılmayı göze alabilmeli.
Çünkü hayat, başkalarının verdiği cevapları ezberlemek değil; kendi sorularını sorabilme cesaretidir.
Bazen yalnız kalırsın.
Herkes bir tarafa giderken sen başka bir yöne yürürsün.
Herkes susarken sen konuşursun.
Herkes alkışlarken sen yanlışın karşısında durursun.
İşte o an anlarsın ki yalnızlık her zaman kaybetmek değildir.
Bazen insanın kendisini bulduğu yerdir yalnızlık.
Kalabalığın içinde kaybolmaktansa, kendi doğrularınla tek başına yürümek daha onurludur.
Çünkü insanın başını dik tutan şey, arkasındaki kalabalığın çokluğu değil; içinde taşıdığı vicdanın temizliğidir.
Ben aklımı kimseye kiralamadım.
Kırıldım, sustum.
Kaybettim, yeniden başladım.
Bazen yanıldım ama kendi yanılgımdı.
Kimsenin gölgesinde büyümedim.
Çünkü bilirim ki insanın kendi aklına sahip çıkması, kendi hayatına sahip çıkmasıdır.
Bugün herkesin bir fikri var.
Ama herkesin kendi fikri yok.
Kimi başkasının cümlesini tekrar ediyor, kimi başkasının öfkesini taşıyor, kimi başkasının düşmanlığını sahipleniyor.
Ve farkında olmadan kendi aklının kapısına bir tabela asıyor:
“Kiralıktır.”
Ne acıdır ki bazıları, aklını kiraya verirken vicdanını da yanında teslim ediyor.
Oysa insanın en büyük özgürlüğü, kendi aklıyla düşünebilmesidir.
Kimseye körü körüne inanma.
Kimseyi sırf kalabalık seviyor diye sevme.
Kimseyi sırf kalabalık istemiyor diye düşman belleme.
Dinle…
Araştır…
Sorgula…
Düşün…
Sonra kendi kararını ver.
Çünkü günün sonunda herkes kendi hayatının hesabını kendi verecek.
Ve insan, başkasının aklıyla yaşadığı bir ömrün hesabını bile kendi vicdanında ödeyecek.
Aklını kiraya verme.
Çünkü kiralık akıl, sahibine hiçbir zaman özgürlük vermez.
Kendi aklınla düşün.
Kendi vicdanınla tart.
Kendi yüreğinle karar ver.
Yanlışsa senin yanlışın olsun…
Ama doğruysa,
senin doğrun olsun.