Bırak gazel okumayı dostum, artık sözlerin değil, davranışların konuşsun. Herkesin dilinde bir doğruluk türküsü, herkesin gönlünde bir iyilik iddiası var. Ne var ki iş, o güzel sözleri yaşamaya gelince ortalık bir anda sessizliğe bürünüyor.

Dürüstlükten bahsedenler ilk fırsatta yalanın arkasına sığınıyor, merhametten dem vuranlar bir mazlumun feryadını duymamak için kulaklarını kapatıyor. Adaleti dilinden düşürmeyenler, çıkarları söz konusu olduğunda terazinin kefesini kendi taraflarına eğiyor.

Bırak gazel okumayı!

İnsanlık üzerine nutuklar atmak kolaydır da insan kalabilmek zordur. Bir garibin elinden tutmadan iyilikten, bir yetimin başını okşamadan merhametten, kendi çıkarından vazgeçmeden fedakârlıktan söz etmek ne kadar inandırıcı olabilir ki? Çünkü iyilik, yüksek sesle anlatıldığında değil, kimsenin görmediği yerde yapıldığında güzeldir. Dürüstlük, alkışların arasında değil, insanın kendi çıkarıyla vicdanı arasında kaldığı yerde belli olur.

Öyle insanlar tanıdım ki dilleri baldan tatlı, gönülleri taştan katıydı. Bir güzel sözle gönül alır, bin türlü davranışla gönül yıkarlardı. Dostluklarından bahseder, ilk fırtınada gemiyi terk ederlerdi. Vefayı anlatır, kendilerine yapılan iyiliği bir gün sonra unuturlardı. Sözleriyle göklere çıkardıkları insanları, menfaatleri bittiğinde yerin dibine sokarlardı. İşte o zaman anladım ki insanı tanımak için söylediklerine değil, zor zamanlarda yaptıklarına bakmak gerekiyormuş.

Çünkü hayat, kimin ne söylediğini değil, kimin ne yaptığını yazıyor bir kenara.

Bırak gazel okumayı!

Seviyorsan sevdiğinin yükünü hafiflet. Dostsan dostunun dara düştüğü gün yanında ol. Adam gibi adamsan, kimsenin hakkına göz dikme. Birinin yüzüne gülüp arkasından kuyusunu kazma. Gücün yetiyorsa düşeni kaldır, yetmiyorsa hiç olmazsa bir tekme de sen vurma. Herkesin yarasına merhem olamayabilirsin ama hiç kimsenin yarasına tuz basmak zorunda da değilsin.

Unutma, insan olmak yalnızca iki ayak üzerinde yürümek, konuşmak ve nefes almak değildir. İnsan olmak, başkasının acısını kendi yüreğinde hissedebilmek, kimsenin görmediği bir haksızlığa bile karşı durabilmek ve kimse alkışlamasa da doğru bildiğinden vazgeçmemektir.

Ne yazık ki bugün bazıları iyiliği bile gösterişe dönüştürdü. Bir lokma ekmeği paylaşırken fotoğraf çektirenler, bir gönül kazanmak için değil, kendilerine alkış toplamak için iyilik yapanlar çoğaldı. Dillerinde kardeşlik, ellerinde ayrılık; ağızlarında sevgi, yüreklerinde hesap var. Herkes kendini haklı, herkesi kendine borçlu görüyor. Kimse aynaya bakıp kendi kusurunu sorgulamıyor ama herkesin kusurunu sayacak kadar uzun bir listesi bulunuyor.

Oysa insan önce kendine dönüp bakmalı. Acaba kaç gönül kırdım, kaç insanı yarı yolda bıraktım, kaç kez kendi çıkarım için başkasının hakkını görmezden geldim, diye sormalı. Çünkü insanın kendisiyle yüzleşmesi, başkalarını yargılamasından çok daha ağırdır. Başkasının kusurunu görmek gözün, kendi kusurunu kabul etmek ise yüreğin işidir.

Ve bil ki dostum, hayat kimseye sonsuz bir sahne sunmuyor. Bugün sözün geçer, yarın sesini duyan kalmaz. Bugün etrafında kalabalıklar olur, yarın bir sandalye kadar yalnız kalırsın. Bugün başkalarını küçümsediğin yerden yarın sen de geçebilirsin. Dünya döner, zaman değişir, insanlar yaşlanır ve bütün unvanlar bir gün anlamını yitirir. Geriye yalnızca nasıl bir insan olduğun, kimin yüreğinde nasıl bir iz bıraktığın kalır.

Ne malın mezara seninle gelir ne de makamın toprağın altında sana yoldaş olur. Geriye bir yetimin duası, bir garibin hayır duası, bir dostun hatırası, bir gönülde bıraktığın huzur kalır. Bir de kırdığın kalplerin sessizliği…

İşte bu yüzden, bırak artık uzun uzun anlatmayı. İyiliği anlatma, yaşa. Sevgiyi anlatma, hissettir. Vefayı anlatma, göster. Adaletten söz edeceksen önce kendi terazini düzelt. İnsanlıktan bahsedeceksen önce bir insanın hayatına dokun.

Çünkü bazı sözler vardır, söylendiği anda unutulur; bazı davranışlar vardır, aradan yıllar geçse de unutulmaz.

Bırak gazel okumayı dostum!

Biraz sus da yaptıkların konuşsun. Biraz geri çekil de vicdanın öne çıksın. Biraz kendini anlatmaktan vazgeç de hayat seni anlatsın.

Zira bu dünyada herkes güzel konuşabilir ama herkes güzel bir iz bırakamaz. Herkes insan olduğunu söyleyebilir ama herkes insanlığın hakkını veremez.

Unutma; insanın büyüklüğü dilinden dökülen sözlerle değil, başkalarının hayatına kattığı güzellikle ölçülür.

Ve günün sonunda, herkesin anlattığı hikâye unutulsa bile insanın yaşattığı iyilik unutulmaz.

Öyleyse bırak gazel okumayı…

İnsan ol, insan kal ve gerisini hayata bırak!