Konuşsan olmuyor, konuşmasan olmuyor.
Sussan olmuyor, susmasan olmuyor.
Ne desen bir eksik kalıyor, ne desen birileri yanlış anlıyor.
Bazen insan anlatmak istiyor kendini.
İçinde biriktirdiklerini, kırgınlıklarını, hayal kırıklıklarını, geceleri kimseye söylemeden akıttığı gözyaşlarını…
Ama kelimeler boğazına düğümleniyor. Çünkü biliyor ki bazı şeyleri anlatsan da değişmeyecek.
Sonra susuyorsun.
Bu kez de “Neden sustun?” diyorlar.
Oysa bilmiyorlar ki insan her sustuğunda söyleyecek sözü bittiği için susmaz.
Bazen söyleyecek o kadar çok şeyi vardır ki, hangisinden başlayacağını bilemediği için susar.
Hayatın en zor tarafı da budur belki…
Kendini anlatmaya çalışırken yorulmak, anlaşılmayı beklerken yalnız kalmak, haklıyken bile kendini savunmak zorunda olmak…
Bir noktadan sonra insanın içinden sadece şu geçiyor:
“Ne sen sor, ne ben söyleyeyim.
Ne sen gör, ne ben göreyim.”
Çünkü bazı gerçekler konuşulunca daha çok acıtıyor.
Bazı yaralar açıldıkça kanıyor.
Bazı insanlar da ne anlatırsan anlat, seni anlamak istedikleri kadar anlıyor.
O yüzden bazen susmak gerekiyor.
Ne bir hesap sormak, ne bir açıklama yapmak…
Ne geçmişi kurcalamak, ne de geleceği zorlamak…
Bırak herkes kendi bildiğini bilsin.
Herkes kendi gördüğüne inansın.
Çünkü insanın hayatında öyle bir zaman geliyor ki, kendini anlatmaktan vazgeçiyor.
Haklı çıkmaktan değil, yorulmaktan vazgeçiyor.
“Ben böyleyim,” deyip geçiyor.
Kırılmışsa kırılmıştır.
Yorulmuşsa yorulmuştur.
İçinde söyleyemediği ne varsa artık onunla yaşamayı öğrenmiştir.
Hayat işte…
Bazen konuşursun, suçlu olursun.
Susarsın, yine suçlu olursun.
Yaklaşırsın yanlış anlaşılır, uzaklaşırsın vefasız sanılırsın.
Seversin karşılığını bulamazsın, vazgeçersin “değişti” derler.
Ne yapsan bir tarafı eksik kalır.
Belki de hayatın bize öğrettiği en büyük şey şudur:
Her şeyi düzeltmek zorunda değilsin.
Herkese kendini anlatmak zorunda değilsin.
Herkes tarafından anlaşılmak zorunda da değilsin.
Bazen en büyük huzur, bazı soruların cevapsız kalmasına izin vermektir.
O yüzden bugün biraz susalım.
Sen sorma…
Ben anlatmayayım.
Sen görme…
Ben göstermeyeyim.
Sen kendi yoluna git, ben kendi sessizliğimde yürüyeyim.
Çünkü bazı hikâyelerin sonu konuşarak değil, susarak yazılır.
Ve bazen insanın söyleyebileceği en güzel söz şudur:
“Hayat işte…
Konuşsan olmuyor, konuşmasan olmuyor.
Sussan olmuyor, susmasan olmuyor.
En iyisi mi;
Ne sen sor, ne ben söyleyeyim…
Ne sen gör, ne de ben göreyim.”