Sonbahar geldiğinde yalnızca ağaçların dallarından yapraklar dökülmez. İnsan da biraz dökülür aslında… İçinde biriktirdiği hatıralar, yarım kalmış sevdalar, söylenememiş sözler ve bir türlü unutamadığı insanlar birer birer düşer yüreğinin en kuytu köşelerine.
Bir yaprak düşer dalından, insanın aklına bir ayrılık gelir. Bir rüzgâr eser, geçmişin kapıları aralanır. Kimi zaman bir sokak, kimi zaman eski bir şarkı, kimi zaman da bir fotoğraf alıp götürür insanı yıllar öncesine.
Oysa ne çok şey sığdırmışızdır ömrümüze… Birlikte yürüdüğümüz yollar, aynı sofrada paylaştığımız ekmek, göz göze geldiğimizde konuşmadan anlaştığımız insanlar… Bir zamanlar hiç bitmeyecek sandığımız günler, şimdi birer hatıra olarak yüreğimizde saklı.
Yapraklar düşerken anlıyor insan; hiçbir şeyin sonsuza kadar sürmediğini. Ne baharlar kalıyor yerinde ne de yazlar… İnsan da değişiyor zamanla. Dün peşinden koştuğu şeylerin bugün özlemini bile duymuyor. Bir zamanlar dünyalara sığdıramadığı insanlar, gün geliyor bir hatıranın içine sığıyor.
En acısı da ne biliyor musunuz?
Bazı yapraklar dalından kopmadan kuruyor. Bazı insanlar yanımızdayken uzaklaşıyor. Bazı vedalar hiç söylenmiyor ama insanın içinde ömür boyu yankılanıyor.
Bir de mevsimlerin değiştiremediği insanlar var. Gidenlerin ardından hâlâ aynı özlemle bakan, eski bir sesin hatırına gözleri dolan, bir mezar taşının başında bütün dünyası susan insanlar… Onların takviminde sonbahar hiç bitmiyor.
Ama yine de hayat devam ediyor.
Çünkü her dökülen yaprak, ağacın öldüğü anlamına gelmez. Bazen yeniden yeşerebilmek için dalların yükünden kurtulması gerekir. İnsan da öyle değil midir? Bazen susarak büyür, bazen kaybederek olgunlaşır, bazen de en büyük yarasını kimseye göstermeden yaşamayı öğrenir.
Belki de hayatın sırrı budur: Düşen yapraklara üzülürken yeniden açacak baharları unutmamak…
Bugün bir yaprak daha düştü ömrümüzden. Belki bir dostun hatırasıydı, belki bir sevdanın son cümlesi, belki de çocukluğumuzdan kalan küçücük bir mutluluk…
Varsın düşsün yapraklar…
Yeter ki yüreğimizde iyilik kurumasın. Yeter ki insanlığımızı kaybetmeyelim. Yeter ki bir gün yeniden bahar geldiğinde sevmeyi, gülmeyi ve umut etmeyi unutmuş olmayalım.
Çünkü ömür dediğin, biraz bahar, biraz sonbahar; biraz kavuşmak, biraz ayrılık, biraz da düşen yaprakların ardından sessizce bakakalmaktır.
Ve unutmayalım; bazı yapraklar toprağa düşer, bazı hatıralar ise insanın yüreğine…