Bir kelimeye sığan koca bir hayatın hikâyesi…

Eyvallah…

Ne güzel kelimedir aslında. İçinde biraz kabulleniş, biraz sitem, biraz kırgınlık, biraz da tevekkül vardır. Bazen bir vedadır, bazen sessizce çekip gitmek, bazen de söyleyecek çok sözü olduğu hâlde susmayı tercih etmektir.

Eyvallah demek, her şeyi sineye çekmek değildir. Her haksızlığa boyun eğmek, her kırgınlığı unutmak da değildir. Bazen insanın kendisine duyduğu saygının son cümlesidir.

Çok şey gördük bu hayatta. Güvendiklerimizin güvenimizi boşa çıkardığını, kıymet verdiklerimizin kıymetimizi bilmediğini, en zor günümüzde yanımızda olmasını beklediklerimizin sessizce uzaklaştığını gördük. Bir selamı çok gördüler, bir hatır sormayı yük bildiler. Oysa biz, bir gönüle dokunmanın, bir insanın derdini dinlemenin, bir dostun elini tutmanın ne kadar kıymetli olduğunu hiç unutmadık.

Zamanla öğrendik ki herkes bizim gibi düşünmüyor, herkes bizim gibi sevmiyor, herkes bizim gibi vefalı olmuyor. Kimi menfaati bitince uzaklaşıyor, kimi işi düşünce kapımızı çalıyor, kimi de varlığıyla değil, yokluğuyla öğretiyor insana bazı gerçekleri.

İşte tam da böyle zamanlarda insanın dilinden bir kelime dökülüyor:

Eyvallah!

Artık anlatmaya gerek yok. Kendimizi ispatlamaya, anlaşılmak için çırpınmaya, değerimizi bilmeyene değerimizi anlatmaya da gerek yok.

Çünkü insan bir yaştan sonra şunu anlıyor: Herkesle yol yürünmüyor, her gönülde yer bulunmuyor, her kapı dostluğa açılmıyor.

Bazen susmak en güzel cevaptır. Bazen uzaklaşmak en büyük huzurdur. Bazen de arkanı dönüp gitmek, kendine verebileceğin en güzel hediyedir.

Ama bizim eyvallahımız hayata değil, insanlıktan nasibini almamış olanlaradır. Biz yine de güzel bakacağız dünyaya. Bir çocuğun gülüşünde umut arayacak, bir dostun samimi selamında huzur bulacak, bir garibin duasında kendimize yer bulacağız.

Gidenlere eyvallah, kalanlara gönülden merhaba…

Kıranlara eyvallah, ama kırılmamayı öğreten hayata teşekkür…

Kaybettiklerimize eyvallah, ama yaşadığımız güzel hatıralara binlerce şükür…

Ve en önemlisi; ne yaşarsak yaşayalım, insanlığımızdan vazgeçmeden yürümeye devam edeceğiz.

Çünkü hayat, herkese hak ettiği cevabı vermek için uzun uzun konuşmayı gerektirmiyor.

Bazen bir tebessüm, bazen bir suskunluk, bazen de tek bir kelime yetiyor.

EYVALLAH!

Biz kimseye kırgınlığımızı yük etmeyiz. Kimseye de kendimizi sevdirmek için ömrümüzü tüketmeyiz. Gönlümüz temiz, niyetimiz hâlâ güzel… Bundan sonrası biraz nasip, biraz kader, biraz da eyvallah…