Diyorlar ki: “Neden hep arabesk yazıyorsun?”
Ben de diyorum ki… Herkes gördüğünü yazar, ben hissettiğimi.
Benim kalemim süs için değil, sızı için oynar.
Benim cümlelerim alkış toplamak için değil, içimde birikenleri taşımak için kurulur.
Kimisi baharı anlatır, ben sonbaharı…
Kimisi mutluluğu över, ben içimdeki kırıkların sesini dinlerim.
Arabesk dediğiniz şey; aslında hayatın en çıplak hâlidir.
Acının saklanmadığı, gözyaşının utanmadığı, sevdanın yarım kaldığı yerdir.
Ben o yerden yazıyorum.
Çünkü herkes gülerken yazabilir…
Ama herkes yanarken yazamaz.
Benim kelimelerim biraz yorgun, biraz kırgın, biraz da eksik.
Tıpkı hayat gibi… tıpkı insan gibi… tıpkı benim gibi.
Eğer yazdıklarım arabeskse,
Bu benim tarzım değil sadece…
Bu benim yaşadıklarımın yankısıdır.
Ve şunu unutmayın:
Bazı kalemler süslemez…
Sadece gerçeği kanata kanata yazar.
Arabesk dediğiniz o satırlar var ya,
Onlar gecenin en sessiz saatlerinde dökülür.
Herkes uyurken, insan kendine uyanır çünkü.
Gündüz sakladığın ne varsa, gece hepsi kapını çalar.
Ben o kapıyı kapatmam.
Acı gelmişse buyur ederim,
Hatıra gelmişse dinlerim,
Yokluk gelmişse susarım…
Çünkü bilirim; kaçtığın her duygu,
Bir gün daha ağır döner insana.
Benim yazılarımda biraz yetimlik vardır,
Biraz yarım kalmışlık, biraz da “keşke”ler…
Ama en çok da gerçek vardır.
Süslenmemiş, makyajlanmamış, olduğu gibi bırakılmış gerçek.
Belki herkes sevmez benim yazdıklarımı…
Ama okuyan, kendinden bir parça bulur.
Çünkü bu yazılar benim değil artık,
Acı çekmiş herkesindir.
Bir de şunu bilin…
Herkes mutlu hikâyeleri dinlemek ister,
Ama kimse yarım kalmışların yükünü taşımak istemez.
Ben o yükü kelimelere bölüyorum.
Birazını satırlara bırakıyorum ki,
İçimde kalan biraz daha hafiflesin.
Benim yazılarımda kahkahalar yok belki,
Ama derin bir nefes vardır.
İçine çekince yakan, verince rahatlatan bir nefes…
Çünkü ben şunu öğrendim:
İnsan en çok sustuğu yerden kırılır,
En çok güldüğü yerde saklar derdini.
Ben o saklanan yerleri yazıyorum.
Görünmeyeni görünür kılmak için,
Duyulmayanı duyurmak için…
Ve belki de bu yüzden…
Benim kalemim sevinci değil,
İnsanın içindeki sessiz çığlığı anlatıyor.
Ama kim ne derse desin…
Ben yazmaya devam edeceğim.
Çünkü bazı hikâyeler susarak değil,
Ancak yanarak anlatılır.
Ve son bir söz:
Ben arabesk yazmıyorum aslında…
Ben içimi saklamıyorum.
Neden arabesk tarzı?
MEHMET HATİP DENEK
Yorumlar