Bazı hayatlar vardır, sanki kader defterine acı mürekkeple yazılmıştır. Daha çocukken öğrenirsin; herkesin yolu çiçekli değil, herkesin yükü hafif değil. Kimi omzunda umut taşır, kimi ise dert.
Gelen vurdu…
İnsan en çok güvendiklerinden yara alıyor. Kapıyı açtığında dost sandıkların giriyor içeri, ama bir bakmışsın ki her biri kalbinden bir parça koparmaya gelmiş. İyi niyetin, samimiyetin, temiz kalbin… Hepsi birer zayıflık gibi görülmüş. Sen sevdikçe eksilmişsin.
Giden vurdu…
Gitmek bazen sadece bir vedadan ibaret değildir. Arkasında enkaz bırakır. Giden, sadece kendini almaz; hayallerini, umutlarını, yarım kalmış cümlelerini de götürür. Ardından bakakalırsın… Ne geri dönecek olan vardır ne de eskisi gibi olabilecek bir sen.
Ve bir de hayat vurdu…
Hayat, en acımasız olanıydı belki de. Ne zaman “artık bitti” desen, yeni bir sınav çıkarır karşına. Bir bakarsın sevdiklerini almış elinden, bir bakarsın seni en dipte bırakmış. Nefes alıyorsundur ama yaşamıyorsundur. Günler geçer, sen sadece katlanırsın.
Yetmedi…
Zaman da vurdu.
Her geçen gün biraz daha ağırlaştı içindeki yük. Eskiden güldüğün şeylere yabancılaştın, aynaya baktığında kendini tanıyamaz oldun. Yıllar, sadece takvimde değil, yüreğinde de iz bıraktı. Gençliğin gitti, masumiyetin gitti, inancın bile eskisi gibi kalmadı.
İnsanlar konuştu…
Anlamadan, bilmeden, sormadan…
En kolay olanı yaptılar; yargıladılar. Oysa kimse senin gecelerini bilmiyordu. Kimse, yastığa başını koyduğunda içinden geçenleri duymadı. Herkes dışarıdan baktı, kimse içine bakmadı.
Bir de yalnızlık vurdu…
Kalabalıkların ortasında yapayalnız kalmak… İşte en ağır olan buydu. Sesler vardı ama sana ait değildi. Yüzler vardı ama sana dönük değildi. Herkes bir yerlere yetişirken, sen kendi içinde kayboluyordun.
Ama yine de…
Bir şey vardı seni ayakta tutan. Belki adı umut değildi artık, belki eskisi kadar parlak da değildi… Ama sönmemişti. İçinde küçücük de olsa bir direnç kalmıştı.
Çünkü insan…
Ne kadar kırılırsa kırılsın, içinde hep bir “yeniden başlarım” duygusu taşır.
Yenilmekten değil, vazgeçmekten korkar aslında.
Ve gün gelir…
Bütün o vurulmaların hesabını sormazsın hayattan.
Sadece dersini alır, yoluna devam edersin.
Artık kimseye eskisi gibi açmazsın kapını, ama tamamen de kapatmazsın.
Seversin… ama temkinli.
Güvenirsin… ama ölçülü.
Gülümsersin… ama içinde bir hikâye saklıdır.
Çünkü sen öğrendin…
Gelenin vurabileceğini, gidenin yaralayabileceğini…
Ama en çok da hayatın insanı yoğurabileceğini.
Ve belki de en sonunda şunu anlarsın:
Hayat seni yıkmak için değil, seni sen yapmak için vurmuştur.
Gelen vurdu, giden vurdu… Bir de hayat vurdu
MEHMET HATİP DENEK
Yorumlar