İçimizde yarım kalan ne varsa tamamlanacak.

Söyleyemediğimiz sözler bir anlam bulacak, sustuğumuz cümleler belki de yıllar sonra karşılığını bulacak.

Bir gün mutlaka,

bugün bize ağır gelen her şeyin neden yaşandığını anlayacağız.

Şimdi bazı yollar çıkmaz sokak gibi geliyor olabilir.

Bazı kapılar yüzümüze kapanmış, bazı insanlar hayatımızdan sessizce çıkmış olabilir.

Kimi geceler sabaha kadar uyuyamamış, geçmişin bir köşesinde takılıp kalmış olabiliriz.

Ama hayat böyle…

Bazen elimizden aldıklarıyla sınar bizi, bazen de hiç beklemediğimiz bir anda gönlümüze yeni bir kapı açar.

Yeter ki vazgeçmeyelim.

Çünkü bazı güzellikler geç gelir.

Bazı mutlulukların yolu uzun, bazı kavuşmaların zamanı gecikmiştir.

Ve insan, beklemeyi öğrendikçe hayatın dilini de öğrenir.

Bir gün mutlaka…

Bugün gözlerimizde biriken yaşlar, yarının gülümsemesine dönüşecek.

Bugün içimizi yakan acılar, yarın bize ne kadar güçlü olduğumuzu hatırlatacak.

Belki kaybettiklerimizi geri getiremeyeceğiz.

Belki bazı insanların boşluğu hiçbir zaman dolmayacak.

Ama onların bıraktığı hatıralarla yaşamayı öğreneceğiz.

Çünkü bazı insanlar hayatımızdan gitse de kalbimizden gitmez.

Bir fotoğrafta,

bir şarkıda,

bir sokakta,

bir kokuda,

bir akşamüstü sessizliğinde yeniden karşımıza çıkarlar.

Ve biz, içimizden sessizce şöyle deriz:

“Keşke…”

Ama hayatın en ağır kelimesi olan “keşke”ye rağmen yürümek zorundayız.

Çünkü zaman geriye dönmüyor.

Bugün elimizde olan tek şey, hâlâ yaşayabileceğimiz yarınlardır.

Bir gün mutlaka…

Güneş yeniden doğacak.

Belki eskisi gibi olmayacağız.

Belki daha yorgun, daha sessiz, daha kırgın olacağız.

Ama daha güçlü olacağız.

Çünkü insanı yaşadıkları büyütür.

Düştüğü yerler öğretir ona ayağa kalkmayı.

Kaybettikleri öğretir kıymet bilmeyi.

Yalnızlığı öğretir kendi sesini dinlemeyi.

Acıları öğretir başkasının yarasına dokunmayı.

Ve bir gün dönüp geçmişe baktığımızda,

“İyi ki sabretmişim.” diyeceğiz.

Belki o gün bugün çok uzak görünüyor.

Ama unutma;

Her gecenin bir sabahı,

her yaranın bir kabuğu,

her bekleyişin bir sonu vardır.

Bir gün mutlaka…

Kalbin yeniden huzur bulacak.

Belki bir insanla,

belki bir şehirde,

belki küçük bir evin penceresinden süzülen gün ışığında…

Belki de kimseye ihtiyaç duymadan, kendi içinde bulduğun bir sükûnetle.

O gün geldiğinde geçmişe kızmayacaksın.

Sadece gülümseyip şöyle diyeceksin:

“Meğer hiçbir şey boşuna yaşanmamış.”

İşte o zaman anlayacaksın…

Hayat bazı şeyleri senden almak için değil,

seni başka bir insana dönüştürmek için yaşatmış.

O yüzden bugün ne kadar yorulmuş olursan ol,

ne kadar kırılmış olursan ol,

ne kadar yalnız hissedersen hisset…

Yürümeye devam et.

Çünkü hikâyen henüz bitmedi.

Daha söyleyeceğin sözler,

gideceğin yollar,

göreceğin güzellikler,

dokunacağın hayatlar var.

Ve belki de hayatının en güzel sayfası,

henüz açılmamış olan sayfadır.

Bir gün mutlaka…

Bugün ağladığın şeylere değil,

bugün vazgeçmediğin için kazandıklarına bakacaksın.

Ve anlayacaksın ki;

Bazı geceler sabaha çıkmak için,

bazı ayrılıklar yeniden doğmak için,

bazı yalnızlıklar kendini bulmak için,

bazı acılar ise insanın içindeki gücü ortaya çıkarmak için vardır.

Bir gün mutlaka…

Her şey yerli yerine oturacak.

Ve sen, bütün yaşadıklarına rağmen hâlâ ayakta olduğunu fark ettiğinde,

kendi kendine sessizce diyeceksin:

“Ben bunca acının içinden geçtim…

Ama yine de hayata tutunmayı başardım.”

İşte o gün…

Belki de hayatın sana vereceği en güzel cevap olacak.

Bir gün mutlaka.

Yeter ki bugün,

yarına inanmayı bırakma.